Emrah Serbes, 22 Eylül 2017 tarihinde sabah saat 04:30'da Aydın-İzmir otobanında bir kazaya karıştığını bugün Twitter hesabından yaptığı paylaşım ile 'itiraf' etti. Serbes, 6 gün sonra gelen itirafın nedenini 'vicdanına' bağlıyor.
Peki bu 6 günlük süreçte neler oldu.
Sırayla bakalım.
Kaza anından sonra olay yerine gelen jandarmalara kazayı yapanın Kenan Doğru olduğu söylendi. Bu kapamda Serbes'in Beşiktaş tribününden tanıdığını söylediği arkadaşı cezaevine girdi. Ancak bugün gelen 'itiraf'tan sonra tüm bunların 'yalan' olduğunu öğrendik. Kamuoyunun kızgınlığı da belki buna.
Kazada 59 yaşındaki sürücü Ayhan Özçelik ile 16 yaşındaki kızı Zeynep Özçelik olay yerinde hayatını kaybetti. Annenin de halen yoğun bakımda olduğu söyleniyor. Akıbeti umarım düzelmiştir.
Ailenin avukatları araçta bulunan Emrah Serbes'e de uyuşturucu testi yapılmasını talep etti. Aynı zamanda İzmir Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığı da kazanın 'şüpheli' olduğu gerekçesiyle soruşturma başlattığını duyurdu. ( 26 Eylül) Soruşturmaya göre, hava yastıklarındaki kan örnekleri alınacaktı. Böylece sürücünün kim olduğu konusunda bir mahkeme kararı ortada olacaktı.
Serbes de bugün, tüm bu olayların üzerine (bu olayların basına günler sonra yansımış olmasına da dikkat ederek) ( 28 Eylül) 'itiraf'ını mektupla yazarak savcılığa teslim olacağını açıkladı.
Serbes'e yönelik yapılan linç politikasını doğru bulmuyorum. Zira ortada henüz bir mahkeme kararı yok. Ayrıca Emrah Serbes'in 'alkollü' olduğu sadece bir iddia. Ancak gerçekten alkollü de olabilir. Kaldı ki tüm bu şüpheler, Serbes'in aracı alkollü kullandığına işaret ediyor.
Kamuoyunun merak ettiği "Neden 6 gün bekledi" sorusuna Serbes yine mektubunda "Şoka girdim" olarak açıklıyor. Dün polise verdiği ifadeye göre de kazadan sonra psikiyatri kliniğine yatarak kendisini hapishane koşullarına hazırlamış.
Şov yaptığını da söyleyen bir kesim var. Bir nebze de haklılar. Ortada sorgulayacakları çok fazla 'sorun' var.
Şimdilik açıklanması gereken tek bir nokta var. Kazaya sebep olduğunu itiraf eden Serbes, kaza anında alkollü müydü yoksa gerçekten de mektubunda söylediği gibi her şey bir çukura girmesiyle meydana gelen kaza mıydı? Eğer ikinci ihtimal ise bu konuda ölen baba ve kızına üzülmek dışında yapabileceği bir şey yok. Vicdani sorumluluğu çok ağır. Ancak birinci ihtimal doğruysa ağır bir vicdan sorumluluğunun yanında, bilerek (hukuk dilinde taksirler, bilerek, kasten, kusurda bulunma) iki insanın canına kıymış olmanın bilinci. Bu iki durum Serbes'i ömür boyu bırakmayacak.
Kimsenin bir insanı bilerek öldürmek isteyeceğine inanmıyorum, en azından inanmak istemiyorum.
Serbes'in cezaevine götürülürken söyledikleri bile tepki çekti. Neden? Çünkü kamuoyu bu laflara tok. Eğer ki sadece "Pişmanım" deseydi daha makbule geçecekti.
Ne dedi o;
"Hiçbir şey bir genç kızın hayatı etmez. Yere batsın Emrah Serbes... Benim Adım Emrah Serbes, sonunda t yok. Bundan sonra benim sonumda hiçbir şey yok. Ömür boyu bu vicdan azabıyla yaşayacağım. Keşke ben ölseydim o kazada. Çok özür dilerim herkesten."
Neresinden bakılırsa çok acı bir olay...
Emrah Serbes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Emrah Serbes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Eylül 2017 Perşembe
6 Mart 2017 Pazartesi
Türkiye'de Beat Kuşağı ve yer altı edebiyatı; Kanat Güner
Yeraltı edebiyatı en yalın tabiriyle toplumun görmek istemediği, konuşmadığı sorunları ele alan yazın türüdür. "En azından ölümümü tercih ettiğimi bilmeliler" diye düşündüm sözleriyle başlar Türkçe yeraltı edebiyatının güzel, hüzünlü kadınının kitabı. Bahsedilen kişi Eroin Güncesi de kitabıyla hayatını açık yüreklilikle anlatan Kanat Güner. Eroin Güncesi, Güner'in hayatta iken yayımladığı tek kitap.
Güner'in kitapta anlattıkları kişiler ve o dönemki arkadaşları kendilerini herhangi bir siyasi görüşe kaptırmazlar, apolitiktirler, oy kullanmazlar, onlar için takıldıkları tiyatro sahnesi, Aksaray ve Kocamustafapaşa'daki öğrenci evi, Kadıköy'deki çatı arası, Beyoğlu, Gitarcı, yakılana kadar Galata Köprüsü ( kitapta direkt olarak köprüaltı olarak tanımlanır), otostop, esrar, eroin önemlidir. Kredi kartı kullanmadıklarını da söyleyen Kanat Güner bu durumu "Kredi kartı kullanmayız çünkü hiçbir torbacı üzerinde yazar kasa taşımaz" sözleriyle açıklar.
İlk sigara deneyimini, ilk öpüşme, ilk sevişme, ilk eroin kullanımı, ailesiyle yaşadığı sorunlar, sevgilileri, aldatmalarını, yaşadığı hayatın onun üzerinde bıraktığı tüm olumsuzlukları ve deneyimlerini 144 sayfaya sığdıran Güner'i Türkçe edebiyatta yazın sınıfına yerleştiren en önemli neden Günce'de anlatılanların ve Güner'in kullandığı dilin son derece yalın üslupla yazılıp yaşanılan olayların en doğal haliyle anlatılması olur.
(Kitaptaki tek kurmaca, Ressam Ali Kemal'in altın vuruş ile intihar ettiği bölümdür. Kitapta bu bölüm gerçek gibi yazılsa da kitabın sonraki baskılarında Ali Kemal hadisesinin gerçek olmadığı belirtilmiştir. Ancak Ali Kemal gerçekte kimdir ve şu an ne yapıyordur henüz bilinmiyor)
İrfan Polat (1*), Güner'in üslubunu Bukowski-vâri yaklaşım olarak yorumlasa da Eroin Güncesi anlaması basit, teşbihlerin zorlama olmadığı, olay öyküsünün tarih tarih kronolojik olarak anlatıldığı günlük gibidir. Bukowski'yi okumaka daha zor ve yorucudur. Uzun cümleler, cümleler arasında ağdalı deyişler Bukowski'yi okumayı zorlaştırabilir. Ancak Güner'in kitabını okumaya başladığınız anda gerçekten elinizden düşüremezsiniz. Olaylar sizi içine çeker ve Kanat Güner'in o evrenine gidersiniz. Sokaktaki kavgasına siz de müdahil olursunuz, çektiği sıkıntılar sizin de içinize darlar. Bu şekilde kitabı bir en fazla iki gün içinde tüketirsiniz.
Yazmak veya yazma kültürüyle ilgili hiçbir ders almamasına, çok fazla kitap okumamasına rağmen Kanat Güner, Eroin Güncesi'yle Türkçe edebiyatta alt kültür yazınlarının en önemli ve ana akım temsilcisi olur. Güner, kendisinden sonra gelen Hakan Günday, Emrah Serbes gibi yazarlardan daha sert ve anlattıkları bakımından daha cesurdur.
Kanat Güner, Eroin Güncesi kitabını Beyoğlu'nda elden satmaya çalışırken zabıtalarca kovalanmasını kendisine gurur sayar. Hemen akabinde Show Tv'ye Reha Muhtar'a çıkar. Artık o Türkiye'de yazar olarak değil de eroinman olarak tanınır. Ancak Güner toplumun ona dayattığı hiçbir unsuru kabul etmez. Güner, dürüsttür, birçok yazardan hatta bizim hayatımızı bir şekilde paylaştığımız iş, okul, sosyal çevredeki bireylerden daha dürüsttür.
Bir arkadaşının ona söylediği "Tanrılar senin kadar dürüst olsaydı peygamberlere gerek kalmazdı" sözü, Güner'in tüm şeffaflığıyla hayatını kitabında anlattığını bize net şekilde açıklar.
Kanat Güner'le ilgili yazmaya devam edeceğiz lakin okuyucu boğmamak ve sıkmamak adına şimdilik burada nokta koyalım.
Yararlanılan Kaynaklar:
(1*) Uluslararası Sosyal Araştımalar Dergisi Cilt 7 Sayı 34 / İrfan Polat - Post Pratik Yaşamların Ötesinde: Sarah Kane ve Kanat Güner
* Kanat Güner / Eroin Güncesi Era Yayınları / 3. Baskı
Güner'in kitapta anlattıkları kişiler ve o dönemki arkadaşları kendilerini herhangi bir siyasi görüşe kaptırmazlar, apolitiktirler, oy kullanmazlar, onlar için takıldıkları tiyatro sahnesi, Aksaray ve Kocamustafapaşa'daki öğrenci evi, Kadıköy'deki çatı arası, Beyoğlu, Gitarcı, yakılana kadar Galata Köprüsü ( kitapta direkt olarak köprüaltı olarak tanımlanır), otostop, esrar, eroin önemlidir. Kredi kartı kullanmadıklarını da söyleyen Kanat Güner bu durumu "Kredi kartı kullanmayız çünkü hiçbir torbacı üzerinde yazar kasa taşımaz" sözleriyle açıklar.
İlk sigara deneyimini, ilk öpüşme, ilk sevişme, ilk eroin kullanımı, ailesiyle yaşadığı sorunlar, sevgilileri, aldatmalarını, yaşadığı hayatın onun üzerinde bıraktığı tüm olumsuzlukları ve deneyimlerini 144 sayfaya sığdıran Güner'i Türkçe edebiyatta yazın sınıfına yerleştiren en önemli neden Günce'de anlatılanların ve Güner'in kullandığı dilin son derece yalın üslupla yazılıp yaşanılan olayların en doğal haliyle anlatılması olur.
(Kitaptaki tek kurmaca, Ressam Ali Kemal'in altın vuruş ile intihar ettiği bölümdür. Kitapta bu bölüm gerçek gibi yazılsa da kitabın sonraki baskılarında Ali Kemal hadisesinin gerçek olmadığı belirtilmiştir. Ancak Ali Kemal gerçekte kimdir ve şu an ne yapıyordur henüz bilinmiyor)
İrfan Polat (1*), Güner'in üslubunu Bukowski-vâri yaklaşım olarak yorumlasa da Eroin Güncesi anlaması basit, teşbihlerin zorlama olmadığı, olay öyküsünün tarih tarih kronolojik olarak anlatıldığı günlük gibidir. Bukowski'yi okumaka daha zor ve yorucudur. Uzun cümleler, cümleler arasında ağdalı deyişler Bukowski'yi okumayı zorlaştırabilir. Ancak Güner'in kitabını okumaya başladığınız anda gerçekten elinizden düşüremezsiniz. Olaylar sizi içine çeker ve Kanat Güner'in o evrenine gidersiniz. Sokaktaki kavgasına siz de müdahil olursunuz, çektiği sıkıntılar sizin de içinize darlar. Bu şekilde kitabı bir en fazla iki gün içinde tüketirsiniz.
![]() |
| Kanat Güner / Eroin Günce |
Yazmak veya yazma kültürüyle ilgili hiçbir ders almamasına, çok fazla kitap okumamasına rağmen Kanat Güner, Eroin Güncesi'yle Türkçe edebiyatta alt kültür yazınlarının en önemli ve ana akım temsilcisi olur. Güner, kendisinden sonra gelen Hakan Günday, Emrah Serbes gibi yazarlardan daha sert ve anlattıkları bakımından daha cesurdur.
Kanat Güner, Eroin Güncesi kitabını Beyoğlu'nda elden satmaya çalışırken zabıtalarca kovalanmasını kendisine gurur sayar. Hemen akabinde Show Tv'ye Reha Muhtar'a çıkar. Artık o Türkiye'de yazar olarak değil de eroinman olarak tanınır. Ancak Güner toplumun ona dayattığı hiçbir unsuru kabul etmez. Güner, dürüsttür, birçok yazardan hatta bizim hayatımızı bir şekilde paylaştığımız iş, okul, sosyal çevredeki bireylerden daha dürüsttür.
Bir arkadaşının ona söylediği "Tanrılar senin kadar dürüst olsaydı peygamberlere gerek kalmazdı" sözü, Güner'in tüm şeffaflığıyla hayatını kitabında anlattığını bize net şekilde açıklar.
Kanat Güner'le ilgili yazmaya devam edeceğiz lakin okuyucu boğmamak ve sıkmamak adına şimdilik burada nokta koyalım.
Yararlanılan Kaynaklar:
(1*) Uluslararası Sosyal Araştımalar Dergisi Cilt 7 Sayı 34 / İrfan Polat - Post Pratik Yaşamların Ötesinde: Sarah Kane ve Kanat Güner
* Kanat Güner / Eroin Güncesi Era Yayınları / 3. Baskı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


