ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2020 Çarşamba

Ölüm ritüelleri

2014 yılında Danimarka'da ilginç bir cenaze törenine şahit olmuştum. Ölünün küçük bir tekne üzerine bırakılıp yakılarak denize salınması, bu tip bir cenaze töreninin 21. yüzyılda yapılabilmesi beni çok şaşırtmıştı. Bundan sonra biraz geriye doğru dönük araştırdığımda ölü gömmenin çok ilginç ritüel ve inanışlarla yapıldığını fark ettim.

Misal; tarihte ölülerini ilk yakanlar Yunanlar. Mezar abidesindeki meşaleyi ayağıyla söndüren koruyucu ruhun o mezarın etrafında hayatta olacağına inanırdı.  Meşale sanırım hayatın parlayıp ve daha sonra söndüğünü temsil ediyor olabilir. Yazılı Yunan kaynaklarda da buna benzer bir yorum vardı.

Antik dönemden devam edelim. Mısırlılar da çok ilginçler. Bir defa yok oluşa tahammülleri yok. Hiçleşmek onlar için oldukça kötü. Bu yüzden cenazelerini otlarla doldurup, ebediyete kadar onları koruyacağına inandıkları taşın altına mumyalanmış şekilde gömerlerdi. Toprağa gömülü heykeller!  İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde de görüleceği gibi günümüze kadar gelebilen insan kemikleri ve prototipi.

Yahudiler ve Hristiyanlar ölü törenleri konusunda benzer düşüncelere sahipler. Büyük dinlerin ekseriyetinde olduğu gibi ölümden sonraki yaşama olan inançtan dolayı bu iki dine mensup kişiler ölülerini bir bütün halinde gömerlerdi.  

Norveçli bir arkadaşım bu ölü gömme adetleri konusunda ilginç bir yorumda bulunmuştu bana. Hayata en çok Müslümanların kıymet verdiğini bu yüzden kabristanların mümbit (verimli) topraklar üzerine kurulduğunu söylemişti. Hemen İstanbul'u düşündüm. Osmanlı döneminde Eyüp mezarlığı İstanbul'un en verimli topraklarını teşkil ediyordu ve evet mezarlık oraya inşa edilmişti. Pratikte doğru olabilirdi söylediği.

Müslüman mezarlıklar. Eyüp'ün mezar taşlarından ibaret görkemli manzarası. İlginç.

Ölü gömme, ölü törenleri gerçekten ilginç sahneler. Gaip alemlerden çalınan bir söz vardır: "Ölüm diyarında muhakeme yapılmaz"

Mezarlıklarda ölülere saygı vardır. Kafanızda dökülen saçları saklamak amacıyla taktığınız şapkayı bile ister istemez yeni bir cenaze yanınızdan geçerken çıkarırsınız.  Şapkayı çıkarır elinize alırsınız ister istemez. Üzgün bir surat ifadesine bürünürsünüz cenaze sahiplerinden gözlerinizi kaçırarak. 

21 Ocak 2020 Salı

Balkan Harbi ve Ölüm

Kumanova muharebesinde Türk kuvvetlerinden ele geçirilen topları şehir merkezindeki kilise önünde sergileyen Sırp kuvvetleri

Balkan Harbi'nde ailesi Makedonya'nın Kumanova kasabasında göçmek zorunda kalmış bir  Türk olarak, aile büyüklerimden çok acıklı hikâyeler işittim. Büyük dedem Kumanova muharebesinde ordunun ricatı esnasında kaybolmuş. Akıbetiyle ilgili hiçbir bilgimiz yok. Mezarı nerede, açlıktan mı ya da bir Sırp'ın, Arnavut'un kurşunuyla mı öldü bilmiyoruz.

Göç eden aile efradı geniş olduğu, tek vücut kalabilmeyi başarabildiği için Manastır'da arta kalan Türk ordusuna erişerek fazla zayiat vermeden bir şekilde Edirne'ye kadar dönebilmişler.

Dedemin kendi çocukluğunda Balkan Harbi'nde yaşanan sıkıntılarla ilgili çok fazla anısı var, benim de kulağımda kalan ve hafızama kazınan şu cümlesi olmuştu. "Babamın yaşadığı en büyük felaket Balkan Harbi'ydi. Ölmenin o zamanlarda bize felaket değil bir saadet getireceğini düşünürdüm".

Her Trakya çocuğunun ailesinin böyle hazin dolu anıları vardır. Ölümle ilgili birkaç kelam edecekken aklıma dedemin anlattıklarından sadece bir anı geldi. Vaktimiz olursa yine değineceğim. Balkan Harbi gerçekten yaşadığımız en büyük felaketlerden biriydi...