21 Ocak 2020 Salı

Balkan Harbi ve Ölüm

Kumanova muharebesinde Türk kuvvetlerinden ele geçirilen topları şehir merkezindeki kilise önünde sergileyen Sırp kuvvetleri

Balkan Harbi'nde ailesi Makedonya'nın Kumanova kasabasında göçmek zorunda kalmış bir  Türk olarak, aile büyüklerimden çok acıklı hikâyeler işittim. Büyük dedem Kumanova muharebesinde ordunun ricatı esnasında kaybolmuş. Akıbetiyle ilgili hiçbir bilgimiz yok. Mezarı nerede, açlıktan mı ya da bir Sırp'ın, Arnavut'un kurşunuyla mı öldü bilmiyoruz.

Göç eden aile efradı geniş olduğu, tek vücut kalabilmeyi başarabildiği için Manastır'da arta kalan Türk ordusuna erişerek fazla zayiat vermeden bir şekilde Edirne'ye kadar dönebilmişler.

Dedemin kendi çocukluğunda Balkan Harbi'nde yaşanan sıkıntılarla ilgili çok fazla anısı var, benim de kulağımda kalan ve hafızama kazınan şu cümlesi olmuştu. "Babamın yaşadığı en büyük felaket Balkan Harbi'ydi. Ölmenin o zamanlarda bize felaket değil bir saadet getireceğini düşünürdüm".

Her Trakya çocuğunun ailesinin böyle hazin dolu anıları vardır. Ölümle ilgili birkaç kelam edecekken aklıma dedemin anlattıklarından sadece bir anı geldi. Vaktimiz olursa yine değineceğim. Balkan Harbi gerçekten yaşadığımız en büyük felaketlerden biriydi...

17 Ocak 2020 Cuma

Summer

Birleşik Krallık kültürüyle, devlet yönetimiyle, çayıyla, monarşik adabıyla, müziğiyle, edebiyatıyla, futboluyla, barlarıyla ve tabi sinemasıyla hep ilgi çeken bir efkar-ı umumiye.

Kenneth Glenaan da bana kalırsa Birleşik Krallık sinemasının perde arkasında kalan yönetmenlerinden. 2008 yapımı Summer'ı da yönetmenin belki de en iyi filmlerinden.

Pişmanlık-arkadaşlık mefhumu üzerine kurulmuş filmin görüntü yönetmeni Tony Slater-Ling'in kadrajları, Glenaan'nın Ken Loach esintili sinematografisiyle ortaya çok güzel bir seyirlik çıkıyor.

Robert Carlyle'ı da her zamanki gibi filmi sırtlıyor.

24 Aralık 2019 Salı

Yalnızlık


Yalnızlığa sallanan her kürek özgürlüğün biraz daha derinleşmesine neden olur. Yalnız bir beden sürekli baskı altındadır. Kalabalıklar kirli havayla eş değerdir.

İnsanlar kendi yalnızlıklarından daha doğrusu kendi yoksunluklarından korktukları için dinleri yaratmışlardır. Din yalnızlığın zuhur halidir. Yalnızlığın bahşettiği bağımsız bakış açısı olmasaydı din ortaya çıkmayabilirdi belki de.

Yalnızlık birazcık da sessizliktir. Kendine vakit ayırmak, kendinle olmanın, bedeni beslemenin bir başka tezahürüdür.

Yalnız bir bünyeye, okuma önerisinde bulunacak olsaydım, Henry Thoreau'nun Sivil İtaatsizlik ve Walden kitaplarına yakın durmasını isterdim.

20 Aralık 2019 Cuma

Hayvan


Öldükten sonra hayvan ölülerinden ne farkımız kalıyor. Sokakta ölen bir hayvanı kaldırıp çöpe atarken bir insan ölüsünü neden törenle gömüyoruz. Bazılarımız bu "tören" kelimesine de takılıyor. "Dini vecibelerle defnetme eylemi" diyorum onlar için de...

Arabalarımızla yüksek hızda seyrederken işgal ettiğimiz alanların daralmasından dolayı karşıdan karşıya geçmeye çalışan bir hayvana vuruyor, hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam ediyoruz. Geri dönüp bakmıyoruz bile. Ölen hayvanın hakkını arayacak kimseler de yok. Ama biz ölürsek hakkımızı arayacak birileri çıkıyor. Ancak toprağın altında girdikten sonra bir fark kalmıyor arada.

8 Aralık 2019 Pazar

Flaneur #7 Devrim

Mitolojiden esinlenerek oluşturulan bu posterde, kırmızı renkteki askerler devrim yürüyüşü çağrısına kulak veriyor

* Devrim tehlikelidir, hayal edilen ateşten daha sıcaktır.

* Devrimde kimse gerçekten özgür değildir.

* Devrimin temeli kandır.

* Devrimin amacı kapital şirket fonlarının, onları yönetmesi için emanet edilen şirket yöneticilerini,  denetlemesi, çalmalarını engellemesidir.

* Devrimin çıkış gerekçeleri asla yadsınamaz.

* Devrim dibi olmayan bir uçurumun başında durmak gibidir, bedeli insan kanıyla ödenir.

* Devrim sinirli ve gergindir, gözlerinde açıklanamayan bir öfke vardır.

* Devrimin semiyolojisi demiryoludur.

* Devrimin pusulası her zaman diyalektik düşüncedir.

Bu yazı Jack London'ın Demir Ökçe kitabından esinlenerek meydana gelmiştir. (İş Bankası Modern Klasikler Dizisi, 4. Baskı, Ocak 2016, İstanbul)

29 Temmuz 2019 Pazartesi

Yol


İnsan ruhunu canlı tutan yegane unsurların başında yolda olmanın geldiğini düşünüyorum. Yolculuk öncesi geceden toplanan bavulun verdiği mutluluk sebebinin, gerçek mutluluk olduğu kanısındayım.

Şöyle bir geriye dönüp bakar mısın? Gerçekten kendini ne zaman mutlu hissettin. Son çıktığın yolculuğu da hatırlamanı istiyorum. Hazırlık süreci, bavulun fermuarını kapattığın an, yolda olacak olmanın verdiği his seni mutlu etmedi mi?

Yolcuk esnasında arkanda kalan ışık hüzmeleri, elektirik direklerindeki leylek yuvaları, iki şeritli yolun ortasındaki çizgilerin bir bir ardında kalması. Bunlar insanın içindeki boşluğu derinden dolduracak kadar güzel ayrıntılar.

Yola çıkın, yolda olun. Daha fazla, daha fazla, daha fazla yol yapın.

23 Temmuz 2019 Salı

20 Temmuz 1974

Yıl 1974.

Kıbrıs Barış Harekâtı'nın arefesi. Başbakan Bülent Ecevit, havayı koklamak için Londra'ya uçmuş. Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan Ankara'da. Orduya harekât emri verilmiş. Kayseri'den hava komandoları, Bolu'dan dağ komandoları Akdeniz'e doğru indirilmiş. Mersin'den de su altı taarruz timleri emir bekliyor.

Havadan, karadan, denizden büyük amfibik harekât müştereken başlatılmış.

20 Temmuz 1974...

Katledilen Kıbrıs Türklüğü adına tüm Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları göğüslerini ve bedenlerini tüm maneviyatlarıyla feda etmişler...

Rum tarafı şaşkın. Künyesinde 1 numara olan Mücahit Rauf Denktaş, uçaklardan inen paraşütçü komandolara "Yağmur gibi indiler" diyerek kıyama durmuş...

Cumhuriyet tarihimizin ilk sınır ötesi harekâtı, 20. yüzyıl askerî tarihinin en önemli gelişmelerinden biri olarak da tarihin tozlu sayfalarında yerini aldı.

Bu fotoğraf mı? Cüneyt ve Betül Arkın çifti. Ömürleri uzun olsun....