22 Kasım 2022 Salı

Keşfetmeyi istediklerim var

Seninle izlemek istediğim filmler var; bittikten sonra sadece seninle konuşmak istediğim, keşfetmesini birlikte istediğim filmler.  (Albert Serra'nın Tourment sur les îles bunlardan biri. Pacifiction olarak tercüme edilmiş.) 

Küçük, minimal, sanki hayatın içinden bir akışı izliyormuş hissi uyandıran filmleri sevdiğini biliyorum.  Ben de onları seviyorum. Emin Alper'in Kurak Günleri'ni de merak ediyorum. Bir fırsatım olursa izleyeceğim. (Her ne kadar bu aralar film izlemek için zamanım olmadığı gibi dikkatimi de veremiyor olsam da)

Dilimde eski bir Morrissey şarkısı. Diyor ki bana "Kalbinin gözyaşlarını sustur" Hemen!

20 Kasım 2022 Pazar

Karanlık, ruhumun bir parçası

Hikâyemiz daha iyisini hak etmiyor muydu? Yıllar sonra karşılaşıp birbirimize "Merhaba" demekten daha iyi anlarımız olabilirdi.

20'li yaşlarımızın başında başlayan tanışıklığımızın 8 yıldan fazlası hayatımın en mutlu zamanları oldu. Artık yollarımızı çoktan ayırmış olsak da yine de onu özlemediğim anlamına gelmez bu. Tatsız bir durum tabi, insanın sevdiği kişiyi görmemesi gerekliliği.

Her köşe başında moloz yığınları, sökülen ağaçların yerine yapılan inşaatlar, kırılan kaya parçaları sözde 'yeni yaşam alanları'. Bu da insanın içini sıkıyor. 

Bir hatırlatma yapmak istiyorum, dışarı çıkarken sıkı giyin. Fena bir grip salgını var. Hasta olmamakla övünen beni bile vurdu bu nereden geldiğini bilmediğim virüsler.  Bu da yaşamın bir parçası tıpkı ayrılıklar da olduğu gibi.

Dedem geçtiğimiz gün ağaç dalına çıkıp merdivenden düştü, kaburgalarını kırmış. 74 yaşında ne işin var senin ağaç tepelerinde? Artan sırt ağrılarına karşı ne güzel de her gün düzenli yürüyüşlere başlamıştı.

Gördüğün gibi hayatımda pek de bir değişiklik yok. Dışarıda hafif başlayan bir yağmur, birazdan yürüyüşe çıkacağım, belki ıslanırım da biraz.

Gitmek gerek

Az evvel tüm geleceğim ve geçmişim beni terk etti.  Koca bir boşluk. Uzay boşluğundaki kara delikler gibi. Süpernova belirsizliği. Şimdiki anda kalan da hiçbir şey yok. Büyük  belirsizlikler zinciri. Hayatında yaptığın ilk haşlama brokoliyi yemek gibi. Tadının güzel olup olmadığına karar veremiyorsun. "Artık dayanamayacağım" diyerek, müphemiyetini sağanak altında yürürken yosun kokulu denizin dibinde sonlandırmak isteyen sevgili gibi, savunmasızım.

Ağlamaklı ruh halinin altına gizlemeye çalıştığım metanetli tavrı, bekçi kulübesinden kim baksa anlardı.

19 Kasım 2022 Cumartesi

Varamadığım yollar

 

Şimdi ne yapıyorum? 

Hiçbir şey. Bekliyorum sadece. Geçmesini bekliyorum.
 
Uyuyamıyorum. En küçük patırtıya uyanıyorum. Çoğunlukla ne yapacağımı nasıl hissedeceğimi de bilmiyorum. 

Pencereden dışarı başımı çevirip bazen etrafı izliyorum. Sokaklar nemli ve ıslak, iç karartıcı. Tek güzel şey etraftaki kediler.

Bazen James Joyce okuyorum, sıkıyor ama modern romanın öncüsü olduğu için saygı duyuyorum ona. Okumaya devam ediyorum.

Sosyal ve boş kalabalıkları sevmiyorum. Nabokov gibi hissediyorum kendimi bugünlerde. 

Hayat kendi halime bırakmıyor bir türlü beni. Yaşamın dayattığı zorluklardan kurtulup kendi yalnızlığımda kavrulmak istiyorum sadece. Çoğunlukla boğuşmam için karşıma duvarlar çıkıyor, yıkamadığım duvarların üzerinden atlayıp geçmeyi öğrendim artık. 

Yazamadığım daha birçok şey var. Belki bir gün paylaşırım onları da.

12 Kasım 2022 Cumartesi

Sinemada 'Açık Yapıt': Kerr

Aslında bakılırsa pek çok yönetmen, yazar, şair ifade ettikleriyle doğrudan ya da dolaylı şekilde kendi hayatlarından kesitler sunarlar. Bazı yönetmenler de izleyicinin kafasında birden fazla soru işaretinin uyanmasını, eserini izlerken rahatsız olmasını isteyerek filmlerinde açıklık kavramını (izleyicinin bulmak istediği yanıtların boş bırakılması, katarsis) kullanmayarak, izleyiciyi yormak ister. Artık o filmle ilgili soruları bulmak izleyicinin işidir ve film bittikten sonra izleyicinin kafasında soru işaretleri, yanıtlanmamış pek çok soru kalır. Bu hem yönetmen hem de izleyici için bazı riskleri barındırır. İzleyici, yönetmene ve filme karşı mesafe alabildiği gibi o eseri ve onu yaratanı çok da sevebilir.

Tayfun Pirselimoğlu’nun Kerr filmi de tam bu bahsedilen kavrama uygundur. Kafkaesk anlatımı, filmin gerçeküstü karanlık yapısı, izleyici rahatsız eden türden absürt ve sürreal olayların anlatımı kavram karmaşasına yol açsa bile; alışıldık didaktik yapıda olmayan Kerr, aslında bir bakıma yarattığı özgürlük havasıyla izleyicinin hafızasına derin yolların açılmasına da yardımcı oluyor.

İlginç bir sinema deneyimi izlemek isteyenler gözden kaçırmamalı. Tayfun Pirselimoğlu'nun da izleyeciye hiç de kolaylık sağlamayan bir yönetmen rolünde olduğunu da hatırlatalım.

26 Ekim 2022 Çarşamba

Keşke biraz daha fazla vakit geçirebilseydik

Kameranın kaydettiği her an çok kıymetli. 

Keşke biraz daha uzun süre sarılabilseydik birbirimize. İştahsız olduğun sabahlarda karnını doyurabilmek için hazırlamış olduğum kahvaltıların biraz daha uzun sürmesini isteyebilirdim.  

9.5 saatlik yolda giderken bizim kadar mutlu olan, neşelenen biri var mıdır hayatta? Yolda aldığımız kahvelerin 40 yıllık hatrı kalmadı mı yoksa artık? Hiçbir zaman unutmayacak olsak da bu yaşadıkalarımızı, şimdilerde  kendimize bunları hatırlatmanın pek de lüzumu olmadığını düşünüyorum. Bu yolun sonunda ikimiz de 'kendi kişiliklerimizi' olgunlaştıracağımız kentlere varacağız.

Zor yolculuk olduğunu kabul ediyorum ama ikimizin de manzarasının güzel olduğunu bilmek içimi rahatlatıyor. Umarım hep güzel manzaralar seyrederiz ikimiz de.

Şimdilik hoşça kal.

18 Ekim 2022 Salı

Seni özledim

- Neden hâlâ annem ve sen birbirinize ‘seni seviyorum’ diyorsunuz? Artık birlikte de değilsiniz, neden böyle söylüyorsunuz? 
- Sevdiğini söylediğin tüm insanları aklına getir. Anneannen, deden, amcan, teyzelerin.
- Evet ama bu söylediğin kişiler yani onlar ailem. 
- Annen de benim ailemden.