10 Ekim 2017 Salı

İdlib Türkiye için neden önemli?

İdlib; Halep-Hatay-Lazkiye ve Hama şehirleri arasında kalan son derece stratejik öneme sahip bir şehir. İdlib aynı zamanda da Suriye'nin en büyük 14'üncü şehri. Türkiye ile doğrudan kara sınırı olan şehrin nüfusu, savaştan önce 4 milyona yaklaşırken savaş ile birlikte nüfus sivil halkta 1 milyona kadar düştü.

Şehir, çoğunluğu Sunni olmak üzere etnik köken olarak Arap ağırlıklı.

1) Rusya, İran ve Türkiye'nin İdlib stratejisi

14-15 Eylül Kazakistan'ın başkenti Astana'da Rusya, İran ve Türkiye heyetlerince İdlib ve çevresi 'Gerginliği Azaltma / Çatışmasızlık Bölgesi' olarak belirlendi. Garantör devletler de bölgedeki askeri unsurlarıyla varlığını sürdürecek olan İran, Rusya ve Türkiye oldu. Buna göre Rusya, İdlib bölgesini dışarıdan ve hava saldırılarına karşı koruyacak; Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı unsurlar da İdlib'in merkezinde meydana gelebilecek herhangi bir çatışmaya karşı orada varlığını sürdürerek, barışı gözetecekti. Heyetlerin aylar süren diplomatik görüşmelerinden çıkan sonuçlar kabaca bunlardı.

2) Türk Silahlı Kuvvetleri'nin İdlib'teki görevi?

Astana'da alınan kararlara göre, Türk silahlı Kuvvetleri'ne bağlı unsurlar, ateşkesin takibi maksadıyla, garantör ülkelerin unsurlarıyla koordineli olmak üzere 14 ayrı noktada meydana getirilecek olan gözleme kulelerinde keşif faaliyetlerini sürdürecek.

Görev ve misyon 6 aylık harekâta göre hazırlanmış olup Türkiye İdlib'in batısında, Rusya da doğusunda görevi icra edecek.

3) İdlib neden önemli?

Suriye'de Mart 2011'de başlayan iç savaştan sonra İdlib uzun süre merkeze bağlı kalsa da 4 yıl sonra iç savaşın 4'üncü yıl dönümünde, Mart 2015'te muhaliflerin eline geçti.  Türkiye ile Suriye arasındaki gerginliğin başlangıç sebeplerinden biri de aslında bir bakıma İdlib'ti. 2 Mart 2012'de saat 16:30'da İdlib'teki rejim güçlerinden Akçakale'ye top mermisi atılmış, 5 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hayatını kaybetmiş, 9 kişi de yaralanmıştı. (1)

2013, 2014 ve 2015'teki çatışmalar sonucunda şehir, 27 Mart 2015 tarihinde Suriyeli muhaliflerin eline geçti. Ancak o dönem İdlib'e giren unsurlar, kendilerini 'Cihatçı'lar olarak anan (Ahraru'ş Şam, Nusra Cephesi -sonradan HTŞ-, Aksa Askerleri, Ceyşu's Sunne, Ceyş'ul Fetih - Fetih ordusu-) El Kaide bağlantılı bugünün Heyet Tahrir Şam'a (HTŞ) bağlı tugaylarıydı.

HTŞ, grubu Türk Silahlı Kuvvetleri'nce de düşman unsur olarak kabul ediliyor. Nusra Cephesi adıyla da bilinen HTŞ, İdlib'in önemli stratejik kısımlarını hâlen kontrolü altında tutuyor. Türk istihbarat kaynakları HTŞ'nin İdlib bölgesinde 20 bine yakın militanı olduğunu söylüyor. HTŞ'nin İdlib'de gücünü artırmasına bir diğer sebep olarak da ABD gösteriliyor. Zira ABD'nin sağladığı silah desteğiyle 2016 yazından itibaren HTŞ önemli bir güç haline geldi.
İrili ufaklı birçok grup İdlib'i almak için bir araya gelmişti / Fotoğraf 28 Mart 2015
Ancak HTŞ, tek başına İdlib'e hiçbir zaman tam hakim olamadı. 2015'teki operasyonda şehrin alınmasında Özgür Suriye Ordusu ile diğer cihatçı grupların da desteği (Fetih ordusu gibi militan gruplar) olmuştu. İdlib'deki muhalifler zamanla kendi aralarında çatışmaya başladılar. (ÖSO - Nusra bölünmesi ve arkasından gelen çatışmalar)

Muhaliflerin önemli kalelerinden biri halen gelen İdlib'den çekilmek zorunda kalan Esad rejimi dönem dönem İdlib'e yönelik ağır hava harekâtları ve bombardımanlarda bulundu. Hatta Esad'ın buradaki bombardımanlarda 'kimyasal gaz' kullandığı da öne sürüldü.

4) Türkiye neden İdlib'de?

Türkiye, Ağustos 2016'da başlattığı Fırat Kalkanı Harekâtı'nda sağladığı 'Güvenlik Alanı'nı İdlib bölgesine taşıyarak, İdlib-Lazkiye-Hatay-Mersin şehirlerini kapsayan 'Akdeniz Hattı'nın bir 'terör koridoru'na dönüşmesine izin vermemek için askeri gücüyle İdlib'de yer almak istiyor. Bu yüzden de Genelkurmay Başkanlığı 8 Ekim itibariyle Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı unsurların İdlib'e doğru intikale başladığını açıkladı.
Türk silahlı Kuvvetleri'ne bağlı zırhlı birlikler Hatay sınırında
Türkiye'nin bir diğer önemli amacı da başta HTŞ olmak üzere PKK/PYD/YPG gibi terör unsurlarını bölgeden temizlemek. Zira Türkiye bölgede aktif olmazsa, PYD'nin İran'a yanaşacağının farkında.

Ayrıca yapılan istihbarat çalışmalarında, PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD'nin İdlib'de kendine harekât mekanizması bulma gibi bir girişimi olduğunu doğruluyor.

Harekâtın en önemli sebebi aslında İdlib-Lazkiye hattını kullanarak Hatay üzerinden Türkiye'ye sızmaya çalışan terörist grupların önüne geçmek.

5) Türkiye İdlib'de çatışmaya girer mi?

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hiçbir unsuru İdlib'e çatışma veya savaş amacıyla gitmiyor. Harekâtın öncelikli amacı İdlib'de Astana'da kabul edilen meşru gruplar arasındaki çatışmaları önlemek. Garantör devlet statüsünde olacak olan Türkiye, kendisine herhangi bir temas gelmediği sürece sıcak çatışmaya girmeyecek.
Özel Kuvvetler'e bağlı unsurların İdlib bölgesine intikali

6) Fırat Kalkanı Harekâtı ile İdlib İntikali'nin farkları ne?

a) Fırat Kalkanı Harekâtı klasik harp düzeninde icra edilen 3'üncü Nesil Savaş'a( Hava, kara, deniz gibi ordunun tüm faaliyetlerinin kullanıldığı) uygun operasyonel faaliyetti.

İdlib İntikali, doğrudan operasyondan ziyade daha çok asimetrik bir plana dayanıyor. Burada çok denklemli yapıdaki  asimetrik plandan kasıt, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gayri nizami harp yürüten düşman birliklerine karşı Özgür Suriye Ordusu'nu taktik ve stratejik olarak desteklemesidir. Yani Türk askeri unsurları doğrudan çatışmaya girmeyecek eğittiği ÖSO unsurlarını savaşa sürecekti.  ( Tıpkı 9 Ekim sabahı ÖSO'nun ilerleyini kolaylaştırmak için Fırtına Obüslerince yapılan topçu atışı)

7) İdlib'de Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarına saldırı olur mu?

Evet. Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları her an teyakkuzda olmak zorunda. Zira bölgedeki terör örgütleri her an beklenmedik saldırılarda bulunabilir. Zira bölgenin zemini ve meskûn yapısı terör örgütlerinin beklenmedik saldırılar yapmasına uygun. Harekâtı yöneten Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesi de bu durumun farkında. Zira asker kurulacak olan 14 ayrı gözleme kulelerinde ve üstlerinde 24 saat teyakkuzda olacak.

8) İdlib operasyonundan sonraki adım ne olacak?

Özellikle son 1 yıldır Rusya ile ilişkilerin rayına oturmasından sonra ABD'den iyice uzaklaşan Türkiye, Orta Doğu'da artık daha aktif bir konumda yer almak istiyor. Bunun ilk adımı da Ağustos 2016'da icra edilen Fırat Kalkanı Harekâtı'ydı.

İdlib İntikali de Fırat Kalkanı'nda kazanılan harekât alanının genişletilerek Suriye sınırındaki terör unsurlarının olabildiğince uzak tutulması amacıyla yürütülüyor. (Bu söylediklerimiz tamamen bu dönem koşulları (konjonktür) göz önüne alınarak yazılmış ifadeler. Politikalar değişirse Türkiye'nin Orta Doğu'daki tavrı da değişebilir. Zira Türkiye'de çok tepkilere neden olan Kuzey Irak'taki referanduma doğrudan bir müdahalede bulunmaması gibi. Çünkü orada ABD ve İsrail misyonları ağır basıyor ve Türkiye ağırlığını koymak da ne yazık ki hafif kalıyor. Diplomatik yaptırımların olacağını söyleyen hükümetten bu alanda henüz tatmin edici bir adım da gelmedi. Suriye'ye bu kadar rahat girilebilmesinin bir nedeni de Rusya ile masada yapılan anlaşma)

Nihayete erdirsek, İdlib harekâtından sonraki hedefin Afrin olması hiç de sürpriz olmaz.

9) Türk askeri İdlib'de ne kadar süreyle görev yapacak?

Askeri heyetlerin kararlarıyla beraber Türk askerinin İdlib'de görev yapma süresi 6 ay. Ancak bu süre bölgedeki stratejik faaliyetlere göre değişebilir. Askerin görev süresi uzayadabilir.

Dipnotlar:
(1) İdlib'ten Türkiye'ye top mermisi düştü

8 Ekim 2017 Pazar

War Dogs

Bazı filmler vardır ya "Boş kafayla izlenmez" yorumları yapılır. War Dogs, işte o filmlerden. Naif veya hafif kırılgan bir zihinle izlendiğinde o günün en keyifli 1.5 saatini geçirmenize neden olacak bir yapım. (Kafanızın dolu olması tamamen sizin tercihinize göre, ister rakı, ister viski isterseniz de yorgun bir günün üzerine güzel bir demli çay veya kahve...)

Filmin yönetmeni Todd Phillips Hangover serisiyle komedi alanında kendini kanıtlamış bir isim.  David Packouz ve Efraim Diveroli isimli iki arkadaşın gerçek hikâyesini merkezine alan yapım, 1.5 saatlik bir kara-komedi.

Özellikle de arkadaş ortamında izlenecek eğlenceli bir yapım. Dışarı çıkılmanın tercih edilmediği bir cumartesi akşamı izlenilmesi yönünde tavsiyelerimi sunarım.

5 Ekim 2017 Perşembe

Big Mouth

Big Mouth, yetişkinlere yönelik bir çizgi-roman komedisi.

Yapımcılığını Family Guy ailesini yaratan ekibin üstlendiği Big Mouth 20 dakikalık bölümleriyle kişinin sıkılmadan izleyebileceği bir 'ergenlik' komedisi.

Netflix'in desteğiyle ABD mizah endüstrisinin altın nesli Nick Kroll, Andrew Goldberg, Mark Levin, Jennifer Flackett'ın kaleminden ortaya çıkan komedi, her bölümde ergenliğin farklı zorluklarını ele alıyor.
South Park kadar siyasi alt metin olmasa da ABD ve dünyanın tandığı ünlüleri tiye alan esprileriyle izleyenlerce beğenileceğini düşünüyorum.

Big Mouth'ın en ilgi çekici yönlerinden biri ergenliğin en büyük tabularından biri olan 'cinsellik'i tiye alması. Hormon Canavarı sürekli olarak karakterlerimizi mastürbasyon yapmaya ve her zaman her yerde cinsel olarak uyarılmasını sağlamamaya zorlamakta. Öyleki bu durum birçok kez karakterlerimizi komik durumlara düşürmekte.

Bunun dışında ergenlik döneminde bireyler arasında ilişkiler, birbirlerini anla(ya)mama, kadın-erkek zıtlaşmasından örneklerle anlatılıyor.

Big Mouth, 20 dakika olmasından mütevellit sıkıcı olmayan ve son derece keyifli vakit geçirmenizi de sağlayacak bir yapım.

II. Dünya Savaşı'na hazırlık; Türk Silahlı Kuvvetleri'nce icra edilen 3'üncü Ordu manevraları

3'üncü Ordu'ya bağlı bir piyade birliği atış talimi yapıyor / 1941
1940 ve 41 yılı, II. Dünya Savaşı'nda Almanların üstünlük kurduğu yıldı.

1 Eylül 1939 yılında Alman zırhlı birliklerinin Polonya topraklarına akın etmeleriyle başlayan operasyonun tüm dünyayı çember altına alacak bir boyuta geleceğini kimse tahmin etmiyordu.

Almanya'nın Polonya'yı işgal etmesine ilk tepki Çekoslovakya karşısında verdikleri sözü tutmayan iki devletten geldi. Ekim 1939'da, Fransa ve Büyük Britanya ardı ardına Almanya'ya savaş ilan ettiğini duyurdu.

Kasım-Aralık 1939'da Polonya'nın fişini çeken Wehrmacht'ın ( OKW / Oberkommando der Wehrmacht Silahlı Kuvvetler Yüksek Komutanlığı) yeni yıldan sonraki ilk hedefi Batı Avrupa'ydı.

Ocak ve Şubat ayında Blitzkrieg prensibine dayalı bir hücum planı hazırlayan Alman komuta kademesi,  havaların ısınmasıyla Mart 1940'ta Lüksemburg, Belçika ve Hollanda'yı çembere alan harekât planını uygulamaya koydu. Nisan ve Mayıs aylarında Alman hücumu Fransa'ya yönelmişti.  Haziran 1940'ta Fransa kesin olarak teslim alındı ve Paris düştü.
Alman Panther tankı Zafer Takı'nın önünden geçiyor / Haziran 1944
Temmuz 1940'a gelindiğinde Almanlar, neredeyse tüm Avrupa kıtasına hakimdi.  Hitler, Ağustos 1940'ta hedefini Büyük Britanya olarak belirledi. Londra'nın düşmesi için yine Blitzkrieg prensibine uyan ancak bu kez Luftwaffe'nin başı çekeceği bir harekât planı hazırlandı. Tarihçiler, Almanların İngiltere'ye yönelik bu saldırısını Atlantik Savaşı olarak değerlendirdi.
Almanların hava taaruzları sonucunda hasara uğrayan Londra / Ağustos 1940
1940 yılının Kasım ayına kadar Birleşik Krallık ile meşgul olan Wehrmacht'ın, hiç dinlenmeden Hitler'in takıntısından dolayı yeni yılın ilk günlerinden itibaren ( Ocak 1941) bu seferde olası bir Rusya seferine odaklanması isteniyordu.
General Heinz Guderian ile General Alfred Jodl / Doğu Cephesi - Haziran 1941
Şubat ayında Heinz Guderian, Wilhelm Keitel, Alfred Jodl, Eric con Manstein gibi kıdemli kurmaylar olası bir Moskova seferi için Napoyon Bonapart'ın Moskova Günlükleri'ni inceliyordu. Bunun dışında Paris'in tüm kütüphaneleri Almanların emrine amadeydi. Bonapart'ın Moskova seferine ilişkin Fransızca yazılmış tüm kaynaklar Silahlı Kuvvetler Yüksek Komutanlığı'nca (OKW) tarandı.

Seferin en ince ayrıntısına kadar düşünülmesi gerektiği görüşünde olan Alman komuta kademesi, Moskova'yı fethetmek için, İsveç'in tüm imkanlarını kullanarak dönemin en büyük ordularından birini meydana getiren, ancak yenilgiden dolayı Osmanlı'ya sığınan İsveç Kralı Demirbaş Şarl'ın dahi seferi bilgilerini okumuştu. Kurmayla için her detay önemliydi ve çok ince stratejiler üzerinde çalışıyorlardı.
Barbarossa Harekâtı'nı yöneten komutanlar ve komuta ettikleri birlikler. (Haziran 1941-Mayıs 1945) Harita Kaynağı - Basil Little Hart - II. Dünya Savaşı / İş Bankası Yayınları 
Barbarossa Harekâtı'nın arkasında böylesine derin bir strateji yatmaktaydı. Ki zaten bu kadar araştırma sonucunda kurmaylar Rus seferinin başarılı olamayacağı görüşünde birleşmişlerdi. Ancak Hitler ikna edilemedi.

Moskova seferi öncesinde temizlenmesi gereken bir 'çöplük' olarak gördüğü Balkanları aradan çıkarmak isteyen Hitler, Benito Mussolini'nin de teşvikiyle Mart 1941'de Balkan seferine girişti.
3'üncü Ordu'ya bağlı unsurlar atış talimi yapıyor / 1941
Savaşın böylesine kızıştığı dönemde Türk Silahlı Kuvvetleri dönemin Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak'ın emriyle 1'inci, 2'inci ve 3'üncü orduların tam katılımıyla geniş bir tatbikat (manevra harekâtı) başlatılmıştı. Life dergisi de o dönemde manevraları fotoğraflayan kurumdu. Dönemin Genelkurmay kayıtlarında 1941'deki manevralar için, 1941 Savaş Düzeni ismi verilmişti.

1'inci Ordu Trakya, Çanakkale, İstanbul Boğazı olmak üzere Marmara, Ege ve Trakya'da konuşlandırılmıştı.

2'nci Ordu Malatya merkezli olmak üzere, Diyarbakır, Gaziantep, Şanlıurfa'da manevralar icra edecekti.

3'üncü Ordu'da Erzurum, Erzincan, Kars, Ağrı ve Hakkâri'de manevraları icra ediyordu.
Kendisiyle kısa bir sürede olsa aynı çatının altını paylaştığım için gurur duyduğum akademisyen - tarihçi Erhan Çiftçi hocamın belirttiği gibi, dergisi ekibi 1940 ile 1950 yılları arasında Türkiye'ye üç kez ziyarette bulundu. Ekibin ilk ziyaret yılı da 1941 senesiydi.

Dergi ekibinin de ziyaret amacı Mete Tunçay'ın İkinci Dünya Savaşı'nın Başlarında (1939-1941) Türk Ordusu kitabında belirtildiğine göre 1941 yılındaki Savaş Düzeni manevralarını takip etmekti. Bu bilgiye ek olarak Erhan Hoca'nın da belirttiği gibi ekip o dönem Kara Harp Okulu'nu da kayıt altına aldı.
Geleceğin kurmay subayları Kara Harp Okulu'nda ders görüyor / 1941
Kara Harp Okulu Öğrenci Alayı'nın Samsun'da katıldıkları müşterek bir tatbikatı fotoğrafladılar. Bu fotoğraflar günümüzde halen Kara Harp Okulu'nun resmi internet sayfasında da bulunmaktadır.
Samsun'daki manevralara iştirak eden Kara Harp Okulu Öğrenci Alayı / 1941
Derginin fotoğrafçıları daha çok Kara Harp Okulu'ndaki dersler ve öğretiler ile birlikte ağırlıklı olarak 3'üncü Ordu'yu merkezlerine aldılar.
Hafif zırhlı ışık birliği İstanbul'a sevk ediliyor. Işıkçılar, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne 1960'lara kadar düşman uçaklarının olası bir saldırılarına karşı kullanılmak amacıyla envanterdeydi. Sanatçı Zeki Müren'de askerliğini Hadımköy'de ışıkçı taburunda yapmıştı.

Her ne kadar II. Dünya Savaşı başladığı andan itibaren Türkiye'de 2 milyona yakın erkek silah altına alınsa da bu manevralar Genelkurmay Başkanlığı'nın yaptığı en önemli tatbikatlardandı. Gerçek savaş durumu göz önünde bulundurularak icra edilen operasyon yaklaşık 3 ay kadar sürdü.

Life dergisinin fotoğraflarıyla 3'üncü Ordu manevraları;





2 Ekim 2017 Pazartesi

Koca bir Auschwitz tablosu tek bir kareye sığdırılır mı?

II. Dünya Savaşı'nın "En acı fotoğrafı" hangisi derseniz, şu fotoğrafı gösterirdim herhalde. Fotoğraf koca bir Auschwitz tablosu gibi. SS üyesi Macar uyruklu asker, 'öldürülmeye değer' gördüğü Yahudi bir kadına silahını doğrultmuş. Kadın, kucağındaki yavrusunu annelik içgüdüsüyle korumaya çalışıyor.

Askerin ateşi sonucu ikisi de tek kurşun ile olay yerinde ölecekler. Ama anne yine de yavrusunu korumak için onu göğsüne sıkıca bastırıyor. (Olay Barbarossa Harekâtı'nın birinci yılında Rusya steplerinde meydana geldi. Kesin olmamakla birlikte Eylül 1941)

İsmi açıklanmayan Macar uyruklu asker, savaştan sonra bu fotoğrafın önüne gelmesine, "Sarhoştum. Pişmanım" yorumunu yaptı. Yine dönemin Macar basınındaki haberlerine göre, askerin savaştan sonra yaşadığı bunalımdan dolayı intihar ettiği de söyleniyor.

İntihar utancı örter mi, elbetteki örtmez. Keşke o gün o silahı, masum birine doğrultmamış olsaydı...

Kaynak:

Activehistory

1 Ekim 2017 Pazar

Bir fotoğraf hikâyesi; Galata balıkçıları

Sait Faikli, İstanbul yılları. İstanbul hep güzel bir şehir ama sanki o dönemler daha bir güzel. Ama nasıl güzel. Ama kafamız nasıl güzel. Yook, burası başka bir yere çıkıyor...

En sevdiğim öyküsü Semaver'di Abasıyanık'ın. Olta hazırlama betimleri ile yazdığı karakterleri balığa çıkardığı öyküleri de severim ama en çok Ali'nin hikâyesi aklımda kaldı. Annesini öptüğü an, semaverden çayı yudumladıkları kahvaltı sofrası.

Eğer Ali yaşasaydı, belki de Galata'da bir sandal da balık satacaktı. Kim bilir, belki de o fotoğraf gördüğümüz şık giyimli, beyaz ayakkabılı, beyaz elbiseli Cumhuriyet kadına aşık olacaktı...

1 Ekim günlerden Pazar. Saat bazı kişiler için günahların başladığı bir vakit.  Biraz huzur bulabilmek için tekrar Sait Faik'e dönüyorum.

Galata'daki balıkçıları da düşüneceğim...

*Liberta

The Walking Dead'i beklerken...

Kaldı 21 gün... (Yeni sezon 22 Ekim 2017)

The Walking Dead. AMC'nin medar-ı iftiharı.

Sanırım 'zombi' konulu en uzun soluklu dizi rekorunu kıracak.

Bu sene 8'inci sezon. Dizinin yapımcısı ve yaratıcısı Robert Kirkman, 2 sezonluk senaryonun ellerinde hazır olduğunu söyledi. TWD her sene, her bölüm üzerine bir şeyler katarak ilerlemesini sürdürüyor.

Herkes eleştiredursun seni, son bölüm, son sekans, son saniyeye kadar seni izleyeceğiz...