Postmodern zamanlarda yaşasaydın eğer iyi bir West Ham United taraftarı olacağını düşünüyordum.
Inter City Firm trenlerinde makinistlik yapıp, Londra'nın güneyindeki işçi mahallesinde oturup, hafta sonu çocuklarının elinden tutarak maça götürebilirdin. Aldığın maaştan dolayı çok da hayat gailen olmazdı. Birleşik Krallık'ta en çok kazandıran mesleklerden biri seninki.
Millwall ile olan rekabette kavgalara girer miydin? Kesinlikle! Henüz lise öğrencisiyken başlardı bu kavga. E tabi sonra çoluk çocuğa karışacaksın, o vakit uzaklaşırdın. Artık seni kale arkasından protokol tribünün altına alma vakti de geldi. Ancak biliyorsun içten içe o çocuğa holiganlık aşılanacak. This is England felsefesinin olmazsa olmazı bu çünkü...
O zaman şu soruyla bitirelim, total futbol mu kolektif futbol mu?
27 Haziran 2019 Perşembe
26 Haziran 2019 Çarşamba
Kara Murat
Cüneyt Arkın'ın Londra'da İngilizcesi kötü olduğu gerekçesiyle James Bond rolünü reddettiğini biliyoruz değil mi?
20 Haziran 2019 Perşembe
Tadı kaçmış şarkılar #1
* 123 saniyeden fazla kaynamış suda tutularak kayısı kıvamı kaçırılmış haşlama yumurta tadında
* Yağmurlu 5 Mayıs 1789 sabahında Paris'te başlayan ihtilal gibi
* Roma-Paris trenini kaçırdıktan sonra Termini'de içilen kahvenin uyku mahmurluğunu açması gibi hem moral bozukluğuna hem de zihne iyi gelir.
* Hollywdood filmlerinin Marksist ve Feminist kuram kaynaklı eleştirel okuması
* 09:15 vapurunu bekleyen Cemal Süreya gibi. Gerçek Kadıköylü
* Düşüncülerinden dolayı KGB tarafından sorgulanan, eserleri Sovyet Rusya'da yasaklanan, Ivan Yefremov'un Aldous Huxley ve Yevgeni Zamyatin'in distopik yapıtlarına cevap olarak yazdığı Andromeda Nebulası kadar güzel. Bir rivayete göre Mad Max'in esin kaynağı, bir başka rivayete göre de Hollywood'un rüya avcısı...
* 35 liraya yediğim hamburgerden 5 liralık döner keyfi alıyorum
* Rodos adasından Marmaris'e geçerken verilen 15 Euro ayakbastı parası şaşkınlığı
* Roma'da gece 00:00 olduğunda sokaklarda kimse kalmıyor, şehir hoparlöründe bu şarkıyı çalıyorlar
* Cengiz Kaan'ın başkenti Karakurum'a Asım Şengör ile birlikte giderken, eski Sovyet uçağında sıcak kahve içmenin verdiği keyif. Sıcak kahve Stalin döneminden kalma bu uçaklarda gerçekten büyük lüks...
* Napolyon'un büyük Rusya seferini kaçıran Paris'teki sınıf subayının bir zamanlar masasında çalan şarkı
* Antik dönem Atina'sında âdet olduğu üzere yere düşen ekmek kırıntısını almayan, güneşte bunaldığı için Akropolis sütunlarının gölgesinde tembellik eden, güzel söz sanatını da iyi icra eden adamın Helen burunlu karısı. Akşama Plaka'da rakı içecekler...
* Kaçtığını zannediyorsun ama kaçamıyorsun b'oğlum
* "Kitaplar ve fahişeler sergilenirken sırtlarını çevirmeyi severler", beni sakın linç etmeyin, Walter Benjamin söylüyor bunu, inanmayan "Tek Yön" kitabının 39. sayfasına baksın (YKY, 8. Baskı, Şubat 2018)
* Mütareke dönemi işgal altındaki İstanbul'unda İngilizlerin 4 çayına gitmek için ağzı sulanan 2. sınıf Türk beyefendisi gibi
* Zorlu hava şartlarından dolayı İspanya'nın kuzeyine planlandığı şekilde inememiştik. Bununla ilgili yaşadığım acı ve heyecanlı bir tecrübe var
* Güzel bir kadını gizli gizli süzmek, dudak kıvrımlarını öpmeyi istemek gibi
20 Nisan 2019 Cumartesi
Kimi sevsem çıkmazı değil, Jon Bon Jovi
19. Yüzyıl'da yaşasaydı Montesquieu'nun övgüsüne mazhar olacak, Büyük Konstantin'in İstanbul'unda Doğu Roma ordularının başkomutanlığını ifa edecek, sigarayı Clint Eastwood karizmasında içecek, Bolşevik Devrimi'nin yuttuğu Troçki'nin faziletli danışmanlığı yürütecek, Mareşal Atatürk'ün masasında Çalın Davunlları diyecek, Atatürk'ü Selanik Türküsü ile hüzünlendirecek, Atilla'yı ziyafet sofrasında suikasta uğramasını engelleyecek, Churchill'in kimseyle paylaşmadığı büyük purolarına ortak çıkacak, Adolf Hitler'i vegan masasından kaldırıp mangala davet edecek bir bünye görüyorum onda.
Jon Bon Jovi, hâlâ çok karizmatik, hâlâ birçok kadın için tutulamayacak çekicilikte... Ömrün uzun olsun.
Jon Bon Jovi, hâlâ çok karizmatik, hâlâ birçok kadın için tutulamayacak çekicilikte... Ömrün uzun olsun.
Ingeborg Bachmann
- Her erkek ve kadın aşık olabilir mi?
Frankfurt Ekolü'nün temsilcilerinden Ingeborg Bachmann, soruya çok net şekilde "Hayır" yanıtını verdi. Çünkü Bachmann aşk mefhumunu sanat yapıtı olarak görüyordu.
Frankfurt Ekolü'nün temsilcilerinden Ingeborg Bachmann, soruya çok net şekilde "Hayır" yanıtını verdi. Çünkü Bachmann aşk mefhumunu sanat yapıtı olarak görüyordu.
13 Nisan 2019 Cumartesi
Paris, Texas
İçimde büyük bir çöl var. Hayatım demiryolları kadar sıradan. Yıllardır aradığım tek bir kadın var, nerede bulacağımı bilmediğim. Güldüğü zaman saçları ağzına giren, saçlarını kulağının arkasında toplamayı seven. Havalar soğuk, beni etkilemiyor. Yürümeye devam ediyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





