Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Sodom ve Gomore / İletişim Yayınları, 34. Baskı, 2017, sayfa 36
29 Ocak 2019 Salı
Hissî alışkanlıklar
Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Sodom ve Gomore / İletişim Yayınları, 34. Baskı, 2017, sayfa 36
25 Ocak 2019 Cuma
15 Aralık 2018 Cumartesi
8 Aralık 2018 Cumartesi
Hair and Skin
Benim bahsetmek istediğim kariyerleri değil. Hair and Skin adlı güzellikleri.
Şarkının orjinali Green and Red grubuna ait olsa da daha çok Mazzy Star ile özdeleşti. Hair and Skin, doğası gereği hüzünlüdür. Aralık ayında Berlin'de geçirilen bir gece kadar soğuktur şarkı. Güzel bir kadının sizi, tanımadığınız bir yere daveti kadar cüretkârdır.
Karmaşık duyguları (sevinçli- hüzünlü, durgun-heyecanlı) bir arada hissettiren ender şarkılardan.
Bir hastalık adı olsaydı eğer bu şarkının, obsesis kompulsif bozukluk derdim.
2 Ekim 2018 Salı
Hold the Dark
Türk mitolojisinde olduğu kadar dünya sinemasının da en çok kullandığı öğelerden olan Kurt metaforu Jeremy Saulnier tarafından Hold the Dark'da dibine kadar kullanılıyor.
Netflix'in tükenmek bilmeyen kaynaklarının sınırsızca kullanıldığı filmde, izleyici doğa ile bütünleşiyor. Türkiye'den Nuri Bilge Ceylan sinemasını andıran plan-sekansları ile Alaska'nın vahşi ve soğuk havasını iliklerimize kadar hissediyoruz.
Şamanistik göndermeleri, yavaş yavaş artan gerilim dozu, kasabalıların özgün hayatları, Tarantinovari bol kan sekansları, kurt maskeleri, soğuk renk kullanımı ile filmin izleyici üzerindeki etkileyiciliği de artıyor.
Biliyorum, artık bu ortamlarda bir şeyler okumak sizleri yoruyor. O yüzden sizi çok yormamak adına Hold the Dark için orta kalitede bir film diyeceğim.
Nihayetinde vasat ancak özverili oyunculuk performansları için izlenmesi gereken bir yapım.
Netflix'in tükenmek bilmeyen kaynaklarının sınırsızca kullanıldığı filmde, izleyici doğa ile bütünleşiyor. Türkiye'den Nuri Bilge Ceylan sinemasını andıran plan-sekansları ile Alaska'nın vahşi ve soğuk havasını iliklerimize kadar hissediyoruz.
Şamanistik göndermeleri, yavaş yavaş artan gerilim dozu, kasabalıların özgün hayatları, Tarantinovari bol kan sekansları, kurt maskeleri, soğuk renk kullanımı ile filmin izleyici üzerindeki etkileyiciliği de artıyor.
Biliyorum, artık bu ortamlarda bir şeyler okumak sizleri yoruyor. O yüzden sizi çok yormamak adına Hold the Dark için orta kalitede bir film diyeceğim.
Nihayetinde vasat ancak özverili oyunculuk performansları için izlenmesi gereken bir yapım.
28 Eylül 2018 Cuma
Still Corner'u neden sevmeliyiz?
Ennio Morricone'nun simetrik sesleri, göz kamaştırıcı 80'ler synth pop'u.
Greg Hughes ile Tessa Murray'nin birlikteliği ile kurulan Still Corners, tadı damakta kalan bir yemek gibi. Ennio Morricone'nun simetrik sesleri, göz kamaştırıcı 80'ler synth pop'u ve biraz da Londra'nın kasvetli havasıyla dört başı mamur bir grup.
Still Corner vücudu teskin ediyor. Dinlendiriyor. Güzel bir filmden sonra bünyede bırakılan naif bir etki gibi.
Still Coner uzun süre vazgeçilemeyen bir alışkanlık, bitmeyen yolda olma hissi...
Kendilerini çok seveceksiniz...
4 Eylül 2018 Salı
I, Tonya
1980'ler Amerikası. Her şey, herkes olabildiğince cinsiyetçi. Ronald Reagan'ın politiklarınca dayatılan Amerikan yaşam tarzı, Amerikan aile formu gibi prensiplerine uymayan bir kadın.
İlişkilerinde, aile yaşantısında çatışma halinde olsa da o, çok başarılı bir buz pateni sporcusu.
I, Tonya, buz pateni sporcusu Tonya Harding'in gerçek hayatını beyazperdeye taşıyan biyografi türünde bir belgesel. Gerçek hikâyeden yola çıkan senaryosu, Amerikan kültürünü eleştiren yapısıyla son derece sağlam bir film.
İzlerken bazen filmden kopabiliyorsunuz ancak Tonya'yı canlandıran Margot Robbie ile annesi rolünde izlediğimiz Julianne Nicholson'ın şahane oyunculuğu filmi tek başlarına sırtlamaya yetiyor.
Beni en etkileyen sahne Tonya'nın hâkime kendisini hapse atması için yalvardığı sekans oldu. Tat kaçırmamak adına I, Tonya'yı izlemenizi tavsiye ederim.
İlişkilerinde, aile yaşantısında çatışma halinde olsa da o, çok başarılı bir buz pateni sporcusu.
I, Tonya, buz pateni sporcusu Tonya Harding'in gerçek hayatını beyazperdeye taşıyan biyografi türünde bir belgesel. Gerçek hikâyeden yola çıkan senaryosu, Amerikan kültürünü eleştiren yapısıyla son derece sağlam bir film.
İzlerken bazen filmden kopabiliyorsunuz ancak Tonya'yı canlandıran Margot Robbie ile annesi rolünde izlediğimiz Julianne Nicholson'ın şahane oyunculuğu filmi tek başlarına sırtlamaya yetiyor.
Beni en etkileyen sahne Tonya'nın hâkime kendisini hapse atması için yalvardığı sekans oldu. Tat kaçırmamak adına I, Tonya'yı izlemenizi tavsiye ederim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





