23 Mart 2017 Perşembe

Ergin Ataman'dan Beşiktaş'a 'kinayeli' tebrik

Ergin Ataman. Seveni de çok sevmeyeni de. Galatasaray tribünlerini ikiye bölen bir koç. Bana kalırsa yaşattığı Eurocup şampiyonluğu ve Marko Ivkovic olayı sonrası Belgrad'daki Kızılyıldız zaferi her şeyin önüne geçer. Ataman'ın kredisi sonsuzdur o yüzden.

Lafı uzatmadan Ergin Ataman'ın Milliyet Gazetesi Spor Ödülleri'de Yılın En İyi Takımı'nın Beşiktaş seçilmesine ilişkin Instagram'dan yaptığı paylaşıma bakalım.

Haklı mı?

Hem de çok...

Jason Statham

Son bir kaç senedir her şeyi doğru yapmaya çalışıyorum. Tek başınıza antrenman yaparken her hareketinize odaklanabilir ve gözden geçirebilirsiniz, iyiler mi kötüler mi diye bakabilirsiniz. Bugünlerde internette binlerce bilgi var. Bir hareketi doğru yapmak için kendinizi sakatlamadan hangi ağırlığı kaldırmanız gerektiği hakkında istediğiniz her bilgiye ulaşabiliyorsunuz. Tek başıma antrenman yapmak gerçekten hoşuma gidiyor.

Men's Helt 2017

Kahve

Lütfen bir bardak kahve daha


*Kahve. 

*Eski sevgili gibi, insanı sürekli gergin ve uyanık tutuyor.

*Kimilerine göre de en büyük iptila, tiryakilik.  Kitap okumaktan da öte...

*Sabahları sevdicek kokusu, öğleden sonraları stres öğütücü, akşamları film arası.

*Uzun yolların vazgeçilmezi. "Bir kahve molası verelim" diyen sürücülerin en büyük motivasyonu.

*Osmanlı Dönemi'nde 'afyon, esrar ve haşhaş'ın yanında lokumla ikrâm edilen mançizlik tat.

*Yunanlılar soğuk, Türkler 3 -5 yudumda, Almanlar koca fincanda, Hollanda'lılar sabah kalktıktan hemen sonra, İngilizler kahvaltıdan önce severler.

*İshale kesin çözüm. Bir kaşık çiğ kahve ve limon.   Günde 1 bardak kahve vücuda yarar.

* "Çok yalnızım", "Bunalımdayım", "Hava yağmurlu" ise size bir dost. Son Yalnızlık Bükücü.

*Bazı söylentilere göre 16. Yüzyılda kafayı bozduğu gerekçesiyle yasaklandığı söylenen tat.

*O kadar sevilir ki telvesini dahi yiyenler olur.

*Bir rivayete göre Etiyop'ya da bir çobanın keşfettiği içecek.

22 Mart 2017 Çarşamba

Hafta içi izlencesi; Good Place

Gündem yoğun. İşler sıkıcı. Havaların ısınmasıyla herkes "Hafta sonu nereye kaçsak" sorusunun altını doldurmaya çalışıyor. Hafta sonu için bilemem ama hafta içi sizi sıkıntılarınızdan kurtaracak 24 dakikaya davet ediyorum.

Good Place.  1 haftalık periyotta bitirilecek bir dizi. İzleyin, bitirdikten sonra elbette önerilerimiz olacaktır.

Alternatif linkler

 Tık tık 1

Tık tık 2

20 Mart 2017 Pazartesi

İngiliz Beyefendisi; Guy Rithcie

Guy Rithcie

Kendi sahasında top çevirmeyi sevmiyor. Pozitif futboldan yana. Bu yüzden de agresif. Bu agresifliği filmlerindeki karakterlerine de yansıtıyor.

Guy Ritchie'nin elemanları coşkunlar, kavgacılar, olabildiğine sertler. Elemanların dörtlü arkadaşlığını kimse bozamaz. Birbirlerine bağlılar.

Ritchie topu şişirmez. Kolektif futboldan taraftır ki bu yüzden de onun filmlerinde tek bir başrol oyuncu olmaz. Roller eşit ağırlıkta dağılır ve her karakter filmi rahatlıkla götürür.

Ritchie topu taça atmaz,vakit geçirmez. Filmlerinde gereksiz aşk, sevişme sekansları yoktur. İçi boş kahramanlık hikâyelerine özgünmez, karakterler ve konu son derece gerçektir.
Ritchie de arada ofsayta düşer. The Man From U.N.C.L.E'da olduğu gibi Hollywood artık onu 'Kültür ve Eğlence Endüstrisi'ne dahil eder. Ama her ne kadar endüstriyel futbola karşı olsak da bu oyun için sponsor ve para şarttır. Bu yüzden Ritchie'nin Hollywood'a transferi Şampiyonlar Ligi'ne çıkan takımın kadrosuna yıldız oyuncuları katabilmek amacıyla göğsüne aldığı reklamdır. Teşbihte hata olmaz.

Ritchie maçı 90 dakika oynar ve 1-0'lık skora yatmaz. 1-0, 2-0 da olsa ileriye dönük oynamayı sürdürür. Golü de yer. Bazen berabere biter bazen de 2-0'dan maçı 2-3'ye verir. Sharlock Holmes da böyle olmadı mı?

Ve tabii Madonna ile evliliğinde balayı niyetine çektiği o film... Swept Away. Bu filmi Ritchie yakmalı. Film kesinlikle yayılmamalı ve yok edilmeli.

II. Körfez Savaşı'nın bana hatırlattıkları

II. Körfez Savaşı

20 Mart 2003 yılı. Saat sabahın 5'i.  Babam anlamsız şekilde ayakta. Benim çişim geldiği için zor bela tuvalete gitmeye çalışıyorum. Babam, NTV'yi açmış izliyor. NTV'de BBC'den yayını çekmiş. Ekranda babamın 'Puşt' olarak adlandırdığı dönemin ABD Başkanı George W. Bush konuşuyor. Irak'a Koalisyon Güçleri ile birlikte barış ve demokrasi götürmek amacıyla giriyoruz.  
Söz konusu fotoğraf. O gün NTV'de de bu görüntü vardı
Bush ekrandan Beyaz Saray'ın odasına girerken televizyondan Bağdat'a atılan füzeler gösteriliyor. Füzeleri görünce olan çişimi unuttum. Bağdat'a atılan füzeleri izlemeye başladım babamla. Babam konuştu; 21. Yüzyılın insanı televizyonlardan canlı olarak savaşı izliyor

Kafamı camdan dışarı çıkarıyorum. Edirne'nin 'Mart kapıdan baktırır' sözüne bizzat tanıklık ediyorum. Hava buz gibi, sitedeki tüm dairelerin ışıkları yanık. Karşı apartmana bakıyorum orada da tüm dairelerin ışıkları yanıyor. Millet savaşı izlemek için uyanmış erkenden. Babama sesleniyorum. Herkes ayakta, atılan füzeleri izliyorlar televizyonda

Evdeki anlamsız savaşı izleme sürem 5 en fazla 7 dakika sürüyor. Uykulu olarak tekrar yatağıma dönüyorum. Gözlerim hemencecik kapanıyor ve uykuya devam ediyorum.

Ertesi gün okulda 4/A ve 4/B olarak elemanlarla maç yapıyoruz. Bizi yeniyorlar. Sonradan Stalinist olan bir arkadaşımın ağzından şu cümleler dökülüyor. "Beyler, Amarka Irak'a girdi. Bugün biz kaybettik ama ezilen Irak halkı savaşı kazanacaktır."  11 yaşındaki elemanın ağzından bu sözleri duyunca anlamlandıramıyorsunuz. Bize ne bundan şimdi Mert?

Lâkin bugün II. Körfez Savaşı'nın 14. yıl dönümünde bir arkadaşım Bush ile çekilmiş olan fotoğrafını yüklemiş Facebook'a. O da bizimle o gün maç yapıyordu. "Amarka" diyen arkadaşım ile Bush fotoğrafını Facebook'a yükleyen arkadaşım şimdi çok ayrı yerdeler ayrı kafadalar. Ama 14 yıl önce o gün aynı takım için kazanmanın mücadelesini veriyorlardı, veriyorduk.

O elemanlara ne oldu? Biri Amarka'da bir dijital ajansta çalışıyor diğeri de (Stalinist olan bu) bir reklam ajasından grafikerlik yapıyor. İkisini de selam. İkisi de iyi çocuklar.

Maçtan sonra parası olan parası olmayana da su ısmarlamıştı o gün....

Film önerisiyle yazıya son kelamımızı edelim.

Live From Baghdad Tık Tık

İngiliz Kara Mizahı / Lock Stock And Two Smoking Barrels

Guy Rithcie'nin sinematografisini mi seviyoruz yoksa onun yarattığı karakterleri mi? 

Bence her ikisi de.

Yaşadığı topraklardan beslenen yönetmenleri sinemacılar seviyor. Guy Ritchie de İngiltere'den başka hiçbir ülkede bulamayacağı absürd karakterleri gördüğü şekilde naklediyor beyazperdeye. Doğal olarak biz de onu çok seviyoruz.

1998 / Lock Stock

Lock Stock'taki, Tom, Soap, Eddy, Bacon karakterleri ona uzak değil. Elemanlarını oluştururken çocukluğunda Tom, Soap, Eddy gibi kumar oynamayı çok iyi bilen, Heineken birayı seven, kadınlarla ilgisi olmayan ve bol sigara içen abileri olduğunu söylüyor Ritchie.

Lock Stock, İngiliz absürd sinemasının, kara mizahın doruk filmi. Ritchie, Snatc, Revolver, Sherlock Holmes, The Man From U.N.C.L.E olmak üzere hiçbir işte -bana göre- Lock Stock'ın üzerine koyamadı.

Lock Stock'ı rahatlıkla sinemanın 100 Temel Eseri arasında sayabiliriz.

Ayrıca filmin muhteşem bir de soundtrack listesi var.

Bir sonraki yazı Lock Stock'ın oyuncu kadrosuna ilişkin olacak....