7 Mart 2026 Cumartesi
Faydalı Hayat / La Vita Util
Film, yirmi beş yıl boyunca Montevideo sinemateğinde çalışan Jorge'nin, mali sıkıntılardan dolayı kültür merkezinin kapanmasıyla işsiz kalmasına odaklanan film, Uruguay sinemateğinin kapanmasına dair hem mizah hem de hüzünle bezeli şiirsel bir 66 dakika vadediyor. Başrolde ise film eleştirmeni Jorge Jelinek var.
Jorge, 25 yıldır Montevideo sinemateğinin film programlarını yapmaktadır. Seyirci sayısı azalınca, sinematek kâr etmekte güçlük çeker ve kapanır. İşsiz kalan ve elinden başka iş gelmeyen Jorge, dünyaya ayak uydurmak için yaşam biçimini değiştirmek zorunda kalacaktır.
Boğaz lüferi
Doğanın güzelliğine -genellikle- sonbaharda farkına varıyorum. Kahverengi yerler, çıplaklığa özenip dökünen ağaçlar, gri gökyüzü. Sahilden gelen yosun kokusu, soğuk bir poyraz esintisi. Boğazın lüferlerinin en lezzetli olduğu bir dönem.
Uzun yürüyüşleri de en çok bu mevsimde seviyorum. Neyse bu akşam çok yazı yükledim, yine geleceğim buralara.
Flaneur #11
*Merhaba
* Bir cumartesi günü öğleden sonra tatlı bir esintinin nemli dudaklarıma vurduğu vakitlerde, koca ormanda tek başına yürümenin hazzını çıkarıyordum. Doğasında en yüce duyguları, en şefkatli sevecenlikleri barından birini düşlerken karşıma çıkan ve bir avcının tüfeğinden çıkan saçmalar yüzünden yaralanıp kan kaybından ölen vaşakla yüzleştim. İçim ürpertiyle doldu. Ne suçu vardı bu hayvanın, ne için vurmuştu bunu kendisine "avcı" diyen kerkenez. Durumun dehşeti karşısında sarsıntıyla da olsa yoluma devam ettim.
* Bu durumu gelenekçilik olarak savunanlarda var. Bir insanın, masum bir canlının canına kıyması nasıl olur da 'gelenek kültü' adını alabilir. Çocukken hatırlıyorum, milli bayramlarda avcılar geçit yaparlardı. Arabalarına vurdukları hayvanların cesetlerini asıp, yüzlerinde mağrur ifadeyle kalabalığı selamlarlardı. Gerçi 'kan ve toprak' ideolojisinin üzerine kurulmuş bir imparatorluktan gelen bu insanlardan ne beklenebilir ki?
* Kapitalist yaşam tarzının eleştirisi üzerine kendilerini kamufle edilen biriyle tanıştım. Seçkinci sınıfın iki yüzlü aristokrat tutumu beni öylesine iğreti haline getirdi ki, kendisinden uzaklaşmak için hayatımdaki en hızlı ve doğru kararlardan birini verdim.
* Basının en önemli işlevi yumuşak güç olarak (iletişim fakültelerinde dördüncü güç olarak anlatılmaktadır), üç erki denetlemek ve eleştirmektir. Her dönem bu eleştiriler hükümetlerce bastırılmaya çalışılmıştır. Basının temel bir görevi de kitle iletişim araçlarını kullanarak ülkenin siyasal iktidarı üzerinde kamuoyu baskısı yaratarak, kamu yararını gözetmektir.
* Ortak anılarımız o kadar fazla ki, birbirimizden vazgeçebilmemiz çok zor.
* Kıskançlık da arzu gibi son derece bulaşıcıdır. İşkencelerin en korkuncu. Düşünme yetisini baskılayan, insan ruhunu için için emen bir parazit. Sevgiyle kıyas edilen bir anlam karmaşası. Bünyeyi, başkalarıyla yaşayamayacak kadar körelten bir duygu.
* Güzelliğin her türlüsünün peşinden koşulur.
Vahşetin Çağrısı
Jack London. 14 yaşında bulunduğu yeri terk ederek serüven dolu hayata atıldı. Kuzeye altına hücumdan, Avusturalya'ya oradan Meksika Devrimi'ne kadar birçok önemli olaya tanıklık etti. Yorulmak bilmeyen karakteriyle 40 yıllık hayatına 51 kitap sığdırmayı da başardı. İyi bir yüzücü ve iyi bir boksördü de aynı zamanda. Meziyetleri saymakla bitmeyecek yazarımızın 1903 yılında yayımladığı 'The Call of the Wild' dönemin Amerikan edebiyatına damga vuran bir eser oldu.
Temelde, Buck isimli köpeğin, insanlardan gördüğü işkence, zulüm karşısında özüne dönmesini anlatan öykü, Jack London'ın da kendi hayatından önemli izler taşıyor.
Jack London romanlarında görmeye alışık olduğumuz iyi-kötü ayrımı net bir şekilde bu kitapta da açığa çıkıyor. Buck'ın karşılıksız olan güveninin sarsılıp (temelde özüne döndüğü süreçler), kötü niyetli insanlarca kaçırılıp satılması sonucu yaşadığı heyecan dolu maceraları London'ın muazzam üslubunda öyle güzel anlatılıyor ki, okurken Buck'un gördüğü işkenceleri hissetmemek elde değil. Buck'un uçsuz bucaksız karla kaplı ovalarda koştuğunda sanki bizim de soluk alışlarımız hızlanıyor, kalp atışlarımız artıyor. Bunu başarabilmek Jack London'ın meziyeti!
6 Mart 2026 Cuma
Bazen bir şarkıda
Kaç yıl oldu uğramadım buraya!'
5 Aralık 2022 Pazartesi
Hemen kaçıp evime sığınmak istiyorum
Çocukluğumdan geriye ne kaldı?
İncitici bir geçmiş, içinde ilaçtan daha çok vitamin ve kozmetik ürünleri bulunan bir eczane, perdesi eskimiş bir sinema salonu, zeytin ağaçlarının katledilmesiyle ortaya çıkmış bir otel, plajı halka kapatılan bir deniz kenarı, gece uyurken nereye döneceğimi bilmediğim bir yatak, Türkçesi fena olmayan bir İskoç, içinde yaşayan kalabalığı sevmediğim bir İstanbul, bana haksızlık eden bir arkadaş, bazı geceler tekrarlayan aynı rüyalar, kıyıda bekleyen bir düşman, alarm kurmadan kendi kendime uyanmama izin vermeyen bir iş, okuması hep yarım kalan kitaplar, yüzüme yüzüme üflenen bir sigara dumanı, duvarda kulağı kesik bir Van Gogh tablosu, 68 yılından kalma bir kül tablası dedemin askerden getirdiği…
4 Aralık 2022 Pazar
İçimde biriken kara bulutlar
30 Kasım 2022 Çarşamba
Almodovar ile sıcak bir karşılaşma
Senaryosunda barındırdığı renkli İspanyol klişelerinin bile göze batmadığı, Almodovar sinemasından alışık olduğumuz toplumsal cinsiyet rollerindeki değişimin didaktik bir dille anlatılmasıyla film, izleyicinin gözüyle gördükleri karşısında hayatla ilgili dersler çıkarmasına da olanak tanıyor.
Almodovar'ın dilini, renklerini, diyaloglarını sevenler için sıcacık bir karşılaşma.
25 Kasım 2022 Cuma
Bir şeyler yapınca geçiyor hayat
Çıplak duvarlarına güneş vuran kıyı Ege kasabası evleri huzuru altında çimlere uzandım. Kışın hayalet sessizliğinin sona erdiğini, güneşin ısıtan ışıklarından yeni hayatın filizlenen mırıltısını duyduğum bir zaman dilimi içerisindeyim.
Karşı kıyıda iskeleden kalkan bir vapur, ona yetişmeye çalışan küt saçlı genç bir kadın. Ardından bir oğlan. O da yetişme derdinde. Bir ses, Ludovico Einaudi olmalı bu. Elbette ya! Bu duyduğum o, yıllar önce unuttuğum seni hatırlatıyor.
Anlatmak istediğim çok şey var ama hiç gücüm ve isteğim yok. Bir duygunun peşinden sürüklenmeyeli ne uzun zaman oldu. Belki de biraz soluklanmam gerekiyordu, bilmiyorum.
Aldanma sen bana bugün inceliğim üzerinde yine. Aklıma balkonda asılı duran çamaşırlar geldi, hava yağacak, emekli albay gibiyim bu konuda, ıslanmasınlar diye onları toplamaya gidiyorum izninle, huzurlu yerimden kalkıp.
23 Kasım 2022 Çarşamba
Tüm olanların tanıklığı
Sonbahar da bitiyor artık. Bu tip mevsim geçişlerini hiçbir zaman sevmedim. Sıkıcı ve bunaltıcı bir Contemporary İstanbul sergisini gezmek gibi. Hiçbir çekiciliği, heyecanı olmayan günler. Bu ayı saymazsak 4 daha ay var koskoca kışın geçmesine.
İçinde mutluluk garantili tekdüze yaşamları seviyorum. (Evde olmak işte bu kabaca) Erken yatıp sabahları erken uyanmak bunlardan biri. Sabah henüz hava aydınlanırken kendini yollarda bulmak da güzel bir his.
Psikoloğumu aldım karşıma oturttum, karşılıklı baktık uzun süre birbirimize. mutfaktaki boş dolapları gözlemler gibi seyrettik birbirimizi. Tezgah üzerinde duran yıkanmamış bulaşıkları yıkamaktan keyif aldığımı ve bunun benim için bir terapi yöntemi olduğunu söyledim. Deterjan şişesinden temizlik bezine sıvı akıtmanın da aynı hazzı verdiğini söyledi o da. 31. yaş günümde bir programım olmadığını ve bunun da canımı sıkmadığını söyledim, bir tespih alıp tanelerini çekmemi tavsiye etti.
Dışarı çıktım, ortalık toz duman, yine bir hafta sonu yalnızlığı. Ay başı ya köşedeki fıstıkçıdan Antep fıstığı aldım, yemesi çok keyifli bir de jelibon. (Üstelik ayıcıkları eskiden olduğu gibi yine öpüştürerek yiyorum. Koca adam oldum jelibon yemekten vazgeçmedim)
Neyse bugünlük bu kadar olsun, tüm olanların tanıklığını düşünmeye gidiyorum ben.
Böyle geçiyor işte zaman
Dışarısı kalabalık, neredeyse İspanya'nın en kuzeyinde okyanus kıyısındaki bir şehrin nüfusu tek bir semtte toplanmış burada. Bu şehre neden bu kadar yükleniliyor? Sokaktakileri yarısının varlığı bu kente yük, yok olup gitseler hem şehir rahat edecek hem de kalanlar.
Hastalanınca ne yapacağımı bilmiyorum. Hastalanmadan ne yapılması gerektiğini de sen biliyorsun. Bence güzel çağrışım bu.
Okuyamadığım kitaplar, izlemediğim filmler, göremediğim ülkeler, ıskaladığım pek çok an, sevdiğim bir kalp, unutmadığım bir insan, hayatının yarısını geçirmiş olmanın verdiği his, uzaktan belli belirsiz gülüşün, minik evimde kurduğum bir dünya, geride bıraktıklarım, koştuklarım, kapıyı çarpmadan gittiğim evler, gergin bir ruh hali, arkada durağan bir halde çalan Mazzy Star şarkısı, her defasında uzatmaya karar verip kısacık kestirdiğim saçlarım, tüm gün hiçbir şey yapmadan evde oturmalarım, ayaklarımı duvara dikip kuracak bir hayal bulamadan baktığım beyaz tavan, önceleri el ele yürüdüğümüz şimdilerde tek başıma dolaştığım o caddeler, neler oldu, nerelerdesin, neler görüp de neler geçirdin, her sabah doğan güneşin hazırladığı yeni hayat neler sundu sana, sonunu getiremediğim günler. Böyle geçiyor işte zaman.
22 Kasım 2022 Salı
Çok fazla şey
Sabah kahvaltılarında çay içmeyi sevmiyorum. Koca adam oldum halen sokağa çıkarken sırt çantamı taşıyorum yanımda. Bazen kendimi yaşadığım ülkeye benzer bir ruh halinde hissediyorum. Ekonomik olarak ne zaman kalkındığımız söylense ülkedeki fakir sayısı daha da artıyor. Hiçbir şey eskisi gibi değil ama sanki her şey de başkalaşmış gibi.
Uzun yıllar sonra üniversite sıralarından tanıdığın bir dostun bakışına denk gelmenin sevinci, Akıntı Burnu'nun biraz ilerisindeki balıkçılar, karşıda Koç villaları. Sokakları yapay çimlerle 'yeşil' hale getirmeye çalışan belediye çalışanları, şehirde yaşamaya çalışıp sokaklardan rızkını çıkarmaya çalışan Bebek parkının köpekleri ve hep eksik olmayan sigara dumanı kokusu.
Keşfetmeyi istediklerim var
20 Kasım 2022 Pazar
Karanlık, ruhumun bir parçası
20'li yaşlarımızın başında başlayan tanışıklığımızın 8 yıldan fazlası hayatımın en mutlu zamanları oldu. Artık yollarımızı çoktan ayırmış olsak da yine de onu özlemediğim anlamına gelmez bu. Tatsız bir durum tabi, insanın sevdiği kişiyi görmemesi gerekliliği.
Her köşe başında moloz yığınları, sökülen ağaçların yerine yapılan inşaatlar, kırılan kaya parçaları sözde 'yeni yaşam alanları'. Bu da insanın içini sıkıyor.
Bir hatırlatma yapmak istiyorum, dışarı çıkarken sıkı giyin. Fena bir grip salgını var. Hasta olmamakla övünen beni bile vurdu bu nereden geldiğini bilmediğim virüsler. Bu da yaşamın bir parçası tıpkı ayrılıklar da olduğu gibi.
Dedem geçtiğimiz gün ağaç dalına çıkıp merdivenden düştü, kaburgalarını kırmış. 74 yaşında ne işin var senin ağaç tepelerinde? Artan sırt ağrılarına karşı ne güzel de her gün düzenli yürüyüşlere başlamıştı.
Gördüğün gibi hayatımda pek de bir değişiklik yok. Dışarıda hafif başlayan bir yağmur, birazdan yürüyüşe çıkacağım, belki ıslanırım da biraz.
Gitmek gerek
Ağlamaklı ruh halinin altına gizlemeye çalıştığım metanetli tavrı, bekçi kulübesinden kim baksa anlardı.
19 Kasım 2022 Cumartesi
Varamadığım yollar
Şimdi ne yapıyorum?
Hiçbir şey. Bekliyorum sadece. Geçmesini bekliyorum.
Bazen James Joyce okuyorum, sıkıyor ama modern romanın öncüsü olduğu için saygı duyuyorum ona. Okumaya devam ediyorum.
12 Kasım 2022 Cumartesi
Sinemada 'Açık Yapıt': Kerr
Tayfun Pirselimoğlu’nun Kerr filmi de tam bu bahsedilen kavrama uygundur. Kafkaesk anlatımı, filmin gerçeküstü karanlık yapısı, izleyici rahatsız eden türden absürt ve sürreal olayların anlatımı kavram karmaşasına yol açsa bile; alışıldık didaktik yapıda olmayan Kerr, aslında bir bakıma yarattığı özgürlük havasıyla izleyicinin hafızasına derin yolların açılmasına da yardımcı oluyor.
İlginç bir sinema deneyimi izlemek isteyenler gözden kaçırmamalı. Tayfun Pirselimoğlu'nun da izleyeciye hiç de kolaylık sağlamayan bir yönetmen rolünde olduğunu da hatırlatalım.













