harp tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
harp tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2017 Perşembe

Atılgan, cesur ve hep tek başına bir deniz subayı; Bernhard Rogge (WW2'den portreler)

İkinci Dünya Savaşı'yla ilgili portreleri yazarken, yüzlerce komutan, binlerce asker arasından yaptığım okumalardan seçtiğim en ilginç karakterleri sizlerle paylaşmayı istiyorum. Araştırmalar hep en farklıyı keşfetmek üzerine. Bu keşif sonucu bulduğum konu ve kişilik üzerine kişinin portresini detaylı olarak inceliyorum. Türkçe kaynak çok kısıtlı olduğu için Almanca, İngilizce ve İtalyanca yazılmış onlarca kaynak taraması yapıyorum. ( Harp tarihi üzerine okumayı sevenler için en birincil Türkçe kaynak yer olmasını arzuluyorum bu mecranın.)

Büyüdüğü zaman Alman Deniz Kuvvetleri'nin (Kriegsmarine) en öncü amirallerinden biri olacak olan Bernhard Rogge, 4 Ağustos 1899'da Almanya'nın Danimarka sınırındaki en soğuk kasabalarından biri olan Schleswig'de doğdu.

Ailesi, Martin Luther'in öğretilerini temel alan Lutheryan muhafazakârdı. Rogge'un anne tarafı da Yahudi kökenliydi. (İlginçtir ki Kriegsmarine'deki birçok subay Yahudi kökenliydi. Tıpkı, Luftwaffe'deki en üst düzey Yahudi; Hava Mareşal Erhard Milch gibi)

1914 yılında, 15 yaşındayken Kayzer Almanyası'nın Alman Deniz Kuvvetleri'ne (Kaiserliche Marine) katıldı. Yaşı küçük olduğu için çeşitli kruvazörlerde görev yaptı. 1917'de 18 yaşındayken Akdeniz görevine getirildi. 1918'de Britanya ordusu ile girilen deniz savaşlarında gösterdiği yararlardan dolayı birinci ve ikinci sınıflarda Demir Haç nişanını kazandı.
Savaştan sonra donanma kuvvetlerindeki görevi devam etti. Ancak Versay ile Almanya'ya yönelik uygulanan kısıtlamalardan dolayı, Eylül 1939'a kadar Kriegsmarine'deki denizcilerin vücutlarının daha estetik hale getirilmesi amacıyla uygulanan Yelkenli Eğitim Programları (Albert Leo Schlageter) eğitmeni oldu. Bu görevini icra ederken aynı zamanda kurmaylık sınavlarını da kazandı.

Albert Leo Schlageter'a burada ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Schlageter, I. Dünya Savaşı'ndan sonra ordudan ayrılan askerlerce paramiliter bir güç olarak kullanılan Freikorps'un kurucularındandı. Freikorps, aşırı Alman milliyetçilerinden oluşuyordu. İlk harekete geçtikleri ve resmi olarak kuruldukları tarih Versay'ın öncesine, Aralık 1918'e dayanır. Eski askerlerin liderlik yaptığı Freikorps mensupları genellikle işsiz ve milliyetçi gençlerin gönüllülüğü esasına dayanıyordu.
Albert Leo Schlageter, işlediği suçlardan dolayı Fransızlar tarafından idam edildi.
1919 yılına gelindiğinde Freikorps birlikleri Almanya'nın her yerine dağılmış durumdaydı. Mevcut sayıları 65 kolordu büyüklüğündeydi. (Adolf Hitler'i Almanya'daki iktidara taşıyacak güç Freikorps'tan meydana geliyordu. III. Reich'ın oy potansiyeli Hitler Gençliği'nin temeli  Freikorps'tan çıkmaydı)

Freikorpslar, Kayzer Almanyası'ndan sonra Weimar Cumhuriyeti yönetimindeki Alman sosyal demokratlar tarafından komünistlerin muhalefette etkisiz hale getirilmesi amacıyla finanse edildiler. Berlin başta olmak üzere önemli tüm Alman şehirlerinde meydana gelen sokak olaylarında paramiliter güç olarak kullanıldılar. Bremen, Brunswikc, Hamburg, Münih, Halle, Leipzig, Silezya, Thüringen, Ruhr bölgesinde şiddetli sokak çatışmalarında yağmacılık ve talan da yaptılar. Yaşanan şiddet olaylarından dolayı, sosyal demokrat partinin lideri Philipp Scheidemann hükümeti eleştirildi.
I. Dünya Savaşı gazileri, askerlikten emekli olan veya ordudan atılan ve aşırı Alman milliyetçilerinden oluşan Freikorps birlikleri. Berlin / 1921
Freikorps birlikleri 1924 yılında ortadan kaldırıldı. Bu hareketten sonra Freikorps lideri Ernst Röhm, Adolf Hitler'in kurduğu NSDAP'ın (Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi) etrafına geçerek kurucusu da olduğu ve bir süre Hitler'in yakın korumalığını da yapacak olan SA (Sturmabteilung) birliklerinin başına geçti.

Berhnhard Rogge da 1923'e kadar Freikorps üyesiydi. Rusya sınırından gelebilecek bir Sovyet saldırısına karşı ülkesini korumak amacıyla Polonya sınırında görev yaptı. Sokak olaylarına pek karışmadı. Freikorps birlikleri ortadan kaldırıldıktan sonra Hamburg'a döndü. Burada yelken eğitimlerine devam etti.

Rogge'un Alman Deniz Kuvvetleri'ndeki yenilikleri

Rogge, devrimci ve aydın görüşlü bir askerdi. O yüzden donanma komutanlığında görev yapacak askerlerin çeşitli iklim koşullarına, uzun çalışma saatlerine, uykusuzluk ve açlık gibi sorunlara karşı aylarca direnç gösterebilecek bir karakterde olmasını istiyordu. Deniz kuvvetlerini de bu kritere göre geliştirdi.

1939'da suya indirilen ticaret gemisi Raider Atlantis'in koruma kaptanı oldu. Atlantis görünüde bir ticaret gemisiydi ancak kaptan Yüzbaşı Rogge onu Singapur'daki casusluk faaliyetleri amacıyla kullandı. Rogge'un verdiği bilgiler Japonya'ya çok yaradı.
Rogge'un deniz üstündeki yoldaşı Atlantis
Rogge, istihbarahat çalışmarı sonucunda Amerikan ve İngilizlerin Singapur savunma planlarını ele geçirerek Japonlara teslim etti. Japonların Aralık 1941'de başlattığı Asya Fetih Harekâtı kapsamında Singapur 4 ay gibi kısa bir sürede düştü.

İmparator Hirohito, Yüzbaşı Rogge'u başarılarından ötürü kişisel mükafata değer gördü. Alman komuta kademesinde Rogge dışında Japonya İmparatoru tarafından özel olarak mükafatlandırılan 2 isim vardı. Biri Luftwaffe Komutanı Hermann Göring, diğeri de stratejik ve komuta dehasını anlatmak için Türkçe'nin kelime dağarcığının yetmeyeceği 'Çöl Tilkisi' Mareşal Erwin Johannes Eugen Rommel'di. Rogge, 'kılıç'a layık görülen en düşük rütbeli personel olmuştu. Bu bakımdan da ilginç bir unvana sahipti.
İmparator Hirohito tarafından Rogge'a armağan edilen kılıçlar
Singapur'daki görevinden sonra 28 Şubat 1943'te Deniz Kuvvetleri Saha Eğitim Sorumlusu ve Filo Oluşumu Komutanı olarak görev yaptı. 10 Mart 1945'te Hitler tarafından Muharebe Grubu Komutanlığı görevine getirildi. 10 Nisan 1945'te buradaki görevinden istifa etti. Zira Almanya'nın tüm donanması Müttefiklerin eline geçmişti.

Rogge savaştan sonra Müttefikler tarafından tutuklanmayan ender kurmay subaylardandı. Rogge görevini bıraktığında Koramiral (Vizeadmiral) rütbesindeydi.

Savaştan sonra 1952 yılında Batı Almanya donanmasında göreve başladı. Buradaki görevini 1962'ye kadar sürdürdü. Savaştan sonra yenilenen Batı Alman donanmasının modernizasyonunun temellerini attı.

Geri kalan hayatını Reinbek'te sürdürdü. 29 Haziran 1982 yılında, 82 yaşında hayatını kaybetti.

Rogge, harp tarihinde çekici kılan özelliği kuşkusuz atılgan ve maceraperest karakteriydi.Hamburg limanından Malay yarımadasına yaptığı yolculuklar o dönem için zor bir seferdi. Üstelik dikkat çekmemek adına tüm bu seyahati boyunca hiçbir savaş gemisi tarafından korunmamayı tercih etti.

Rogge deniz tutkunuydu. 82 yıllık hayatında kara üzerinde geçirdiği vaktin deniz üzerinde geçirdiği vakitten çok daha fazla olduğunu söylemişti. Öyleki 1939 ile 1943 yılları arasında karaya sayılı kez çıkmış.

Harp tarihi sanatının WWII olarak kodlanan alanından seçtiğimiz bir portreyi daha dikkatinize sunduk. Savaşın ilginç portrelerini yazmaya devam edeceğiz...

Birincil Kaynakça:

Britannica Encyclopedia  / Freikorps Units - Detaylı bilgiler için tıklayın

German Raider Atlantis (also issued as Under Ten Flags) / By Bernhard Roge - Kitaba erişmek için tıklayın

3 Eylül 2017 Pazar

Cephede yumruklarıyla dövüşecek kadar atılgan bir Alman askeri; Karl Radermacher


Karl Radermacher, 12 Aralık 1922'de Almanya'nın Kuzey Ren'e bağlı Vestfalya kasabalarından Aachen'da doğdu. Babası dondurma satıcısıydı. Fakir bir çocukluk geçirdi. 9 yaşında babası onu iş öğrensin diye bir elektrikçinin yanına verdi. Burada eli iş tuttu. Kazandığı parayla İzcilik eğitimi aldı. Avcılık ve doğa özel ilgi alanıydı.

Radermacher, 1942 yılında Joseph Goebbels'in Topyekûn Savaş çağrısıyla 20 yaşında orduya yazıldı. Savaş nedeniyle Wehrmacht'ta 1 aya düşürülen temel eğitimden sonra 1942'nin Temmuz ayında cehennemin ortasına, Doğu Cephesi'ne gönderildi.

Cesur ve atılgan bir askerdi. Muvazzaf değildi ancak avcılık yetenekleri sayesinde iyi silah kullanıyordu. Eylül 1942'de Leningrad'ın en ön saflarında 21'inci Piyade Alayı'nda savaştı.

Cephedeki şiddetli çatışmalar sonucu kolundan ve bacağından yaralandı. Ekim 1942'de II. sınıf Demir Haç Nişanı'yla ödüllendirildi. Savaşta gösterdiği üstün atış kabiliyetinden dolayı da Piyade Atış Rozeti'ni taktı.

2 haftalık tedavisinden sonra Kasım 1942'de yeniden Leningrad'ın en ön cephelerine gönderildi. Şehir savaşlarında meskun mahal operasyonlarına katıldı. Yine yaralandı. Aralık 1942'de detaylı tedavi görmesi için cephe gerisine çekildi. 1943 Şubat ayında yeniden orduya döndü. Bu kez muharebe alanında değil, taburda kaldı. Haberci olarak görev yaptı.

1943 yılının Haziran ayında Doğu Cephesi'ndeki savaş daha da şiddetlenmişti. Almanlar, tarihin gördüğü en büyük tank muharebesi olan Kursk'a ( Temmuz 1943) hazırlanıyordu. Radermacher de böyle bir dönemde tekrar cephede gönüllü olarak savaşmak istedi. Tankçı değildi ancak kendisine motorize makineli tüfek zırhlısını komuta yetkisi verilmişti. Aynı zamanda cephede önemli mesajların gönderilmesini de organize etti. Bazen tank üzerinde bazen de arabayla komutanlıklar arası gerekli bilgilerin ulaşması gereken birime götürülmesini sağladı.

Cephedeki üstün başarısından dolayı Şubat 1944'te Birinci Sınıf Demir Haç nişanını aldı.

Savaşta gösterdiği liderlik vasıfları için,  Silahlı Kuvvetler Yüksek Komutanlığı'nın (Oberkommando der Wehrmacht ) en alt tabakasındaki Şövalye Nişanı'yla ödüllendirildi.

Radermacher, 40'tan fazla göğüs göğüse mücadeleye girmiş 4 kez de yaralanmıştı.
Radermacher Ulm Kent Konseyi'nde madalyasını Heinrich Himmler'den alıyor / 1944
Radermacher, 1944 yılının Kasım ayında Baltık Cephesi'ne gönderildi. Burada ilk kez kendine bağlı 12 kişilik timin komutanlığını yaptı. Elde ettiği başarılar sayesinde Nahkampfspange nişanıyla ödüllendirildi. ( Nahkampfspange nişanı, Alman ordusunun 1942'den itibaren vermeye başladığı, üstün feragat madalyası denkliğinde bir ödüldü. Nişanın Türkçe karşılığı Yakın Savaş Tutma'dır. Çatışmalarda, yumruk yumruğa kavga etmiş, kanının son damlasına kadar savaşmış gazilere verilen bir unvandı. Üniformanın sol üst köşesindeki cep kısmına takılırdı. Madalya Radermacher'e bizzat Reichsfuhrer SS Heinrich Himmler tarafında Ulm Kent Konseyi'nde verildi.)

Radermacher, Aralık 1944'te Norveç fiyortlarında Kurlandschlachten'de savaştı. Buradaki başarısında dolayı da kıdem atlatılarak astsubay oldu.

1945 yılında dört bir koldan Berlin'e ilerleyen Sovyetlere karşı savaşmak için Frankfurt yakınlarındaki Oder'e geçti. Şubat 1945'te buradaki muharebelerde 6'ncı kez yaralandı. Adolf Hitler'in intiharı ve Berlin'in kesin olarak teslimiyle Radermacher de silahını bıraktı.

Savaştan sonra asker olduğu için Müttefiklerce tutuklanmadı. Doğdudu kasaba Aachen'a döndü. Aachen'ın banliyösü olan Kohlshied'de şarküteri dükkânı açtı. 1970 yılında Batı Almanya'da memur oldu. Banka görevlisi olarak Batı Almanya Devlet Bankası'nda çalışmaya başladı. 1987'de emekliye ayrıldı.

Savaşın en uzun süre yaşayan tanıklarından biriydi. Ancak kendisi hiçbir dönem Alman medyasında ilgi görmedi. Tarih anlatıcıları, belgeselciler II. Dünya Savaşı'yla ilgili yaptıkları çalışmalarda kendisine direkt olarak söz hakkı vermek yerine dönemin komutanlarının anı kitaplarından yararlandılar.

Karl Radermacher, 9 Ekim 2016'da Kohlscheid'te hayatını kaybetti. Öldüğünde 93 yaşında bir Wehrmacht gazisiydi.

Radermacher,

Çalışmada yararlanılan birincil kaynaklar:

The Face of Courage / Florian Berger ( Sayfa 409-412 ) Kitabı okumak için tıklayın

Harp Tarihçisi Rob Hopmans'ın fotoğrafları için tıklayın

13 Temmuz 2017 Perşembe

Wehrmacht'ın Polonyalı 'savaş makinesi'; Gustav Adolf Heinrich Wagner

Gustav Adolf Heinrich Wagner (Iron Gustav)
Gustav Adolf Heinrich Wagner. 'Demir Gustav' lakaplı Wehrmact subayı.

23 Eylül 1890'da Polonya'nın Bischofburg ( Bazı kaynaklarda Biskupiec olarak da geçmektedir) kasabaasında doğdu. Anne (Anna Wagner) ve babası (Adolf Wagner) avukattı. Varlıklı bir ailenin tek çocuğuydu. Ailesi Wagner'in eğitimine çok önem verdi. Küçük yaştan itibaren özel ders aldı. Ana dili olan Lehçe'nin yanında Almanca ve Fransızca da öğrendi.

Otto von Bismarck'ı kendisine örnek aldı. Prusya ekolüyle yetişmek isteyen bir asker olduğu için 1909'da  Jager-Bataillon'daki Kayzer ordusuna gönüllü olarak katıldı. 1912 yılında Prusya Subay Okulu'ndan Teğmen rütbesiyle mezun oldu.

I. Dünya Savaşı'dan Doğu Cephesi'nde görevlendirildi. Tannenberg Muharebesi'ne katıldı.(1914) Paul von Hindenburg komutasında Çarlık Rusya'ya karşı kesin ve nihai zafer elde ettiler. Yaralandı, bundan dolayı da kendisine Alman ordusu tarafından 'Cesaret' madalyası takdim edildi.

İyileştikten sonra yeniden cephede görevlendirildi. Yüzbaşı olarak görev yaptığı 1915-16 yılları arasında Masuren, Warschau ve Lodz muharebelerinde zaferler elde etti. Almanya savaşı kaybeden taraf olarak Versay'ı imzaladığında  Wagner, Berlin'e döndü. Weimar Cumhuriyeti'nin politik anlayışını sevmediği için ordudaki görevinden ayrıldı.

1924'te Katharina Siebert'le evlendi. Bu evliliğinden bir oğlu ve bir kızı oldu. ( Oğlu daha sonra Hitler'e bağlılık esas alınalar özel olarak eğitilen ve sadece 'Führer'e bağlı olarak hareket eden SS birliklerinde subay olacaktı)

1925'te Polonya'ya döndü. 1933'te Hitler iktidara geldiğinde yeniden askerliğe döndü. Wermacht'ta yüzbaşı olarak görev yapmaya başladı.
Varşova Eylül 1939
1 Eylül 1939'da Polonya'ya ilk giren 8. Kolordu'ya bağlı Alman 2. Mekanize Zırhlı Birlikleri'ni komuta etti. Varşova'nın düşmesi ve Polonya'nın tamamen işgal edilmesinin ardından Blitzkrieg harekâtına katılmak için Batı Cephesi'ne geçti.

Blitzkrieg harekâtı kapsamında öncü birliklerle komuta ettiği birimce Lille ve Fransa'nın kuzeybatısını işgal etti.  Blitzkrieg'teki başarısından dolayı göğüs üzerine takılan 2'nci Sınıf Alman Demir Haçı'yla (Eisernes Kreuz) onurlandırıldı.

1941 Haziranı'nda Barbarossa Operasyonu'na katılmak için yeniden Doğu Cephesi'ne sevk edildi. Wagner bitmek bilmeyen bir 'savaş enerjisi'yle doluydu. Barbarossa Harekâtı'nda gösterdiği başarılardan dolayı Sovyet askerleri ona Eiserne Gustav (Demir Gustav) lakabını taktı.

Wagner o kadar başarılıydı ki komuta ettiği 20. Piyade Bölümü 1. Zırhlı Tank Birliği'yle Rusların kurduğu tüm barikatları yıktı geçti. Novgorod önlerine gelene kadar 27 bin Sovyet Askeri'ni esir aldı. Ağustos 1941'e gelindiğinde Wagner'in birlikleri kendi aralarında Leningrad şehrindeki korkunun kokusunu aldıklarını konuşuyorlardı
Wermacht'a bağlı Alman askerleri Smolensk'te  tank sevkiyat hattını ele geçirmek için ön cephede çarpışıyor. Fotoğrafta görülen tank Sovyet Kliment Voroşilov tankı (KV 1 Tank) (Ağustos 1941)
Başarılarından dolayı 'Binbaşı'lığa yükseltildi. Sadece üst düzey komutanların ve savaşta üstün başarı elde eden Alman subaylarının aldığı 1'inci Sınıf Alman Demir Şovelye Haçı'nı (Oberst Wagner Iron Cross) bu kez boynuna taktı. ( Boyna takılan demir haç madalyaları en güzide savaş brövesiydi)

Wagner cephede hep en öndeydi. Bir komutandı olmasına ama o hep askerleriyle omuz omuza çatışan, askeriyle birlikte cephede yemek yiyen babacan bir subaydı da. 1942 yılının Mart ayında Leningrad'daki sokak çatışmalarında ağır yaralandı. Tedavisi uzun sürdü. 1 ay sahra hastanesinde yattıktan sonra Prag'taki askeri hastanede tedavisine devam edildi. Temmuz 1942'de taburcu edildi.

Vücudunda ağır hasarlar vardı. Doktorlar cepheye gitmesinin sakıncalı olacağını söylediler. Çek Cumhuriyeti'nin (şimdiki adı Çekya) Brünn (Brno, Milan Kundera'nın da doğduğu şehirdir) kentinde Değiştirme Bölümü Komutanlığı'nda görev aldı.

1944 yılında Hannover'e 100 kilometre uzaklıktaki Saksonya Eyaleti Goslar'daki bir silah fabrikasının İngiliz avcı uçaklarınca bombalanması sonucu yeniden yaralandı. İngilizler o gün tüm şehri bombardıman altına almıştı. ( Temmuz 1944)

Wagner için 1944 yılı daha da ağır geçecekti. SS'te Teğmen olarak görevli oğlu Doğu Cephesi'ndeydi. Bağlı olduğu birlik Ruslar'ca mağlup edilmişti. Wagner oğlundan hiç haber alamadı. Oğlunun en azından cenazesini bile alamamak komutanı duygusal olarak çok ağır etkiledi.

III. Reich'ın savaşı kesin olarak kaybetmesinden sonra eşiyle birlikte Hannover'de yaşadı. Ancak oğlunu kaybettiği için psikolojik sarsıntılar geçirdi. Bir süre psikolog gözetiminde hastanede yattı. 19 Mayıs 1951 yılında henüz 60 yaşındayken hayatını kaybetti. Savaştan sonra anılarını yazmayan ender önemli komutanlardandı. ( Alman tarihçilere göre Wagner'in anılarını yazmamasına sebep olarak oğlunu kaybetmesi gösterilmektedir.)

Mezarı Goslar'daki Hildesheimer'dadır.

Yazı için yararlanılan birincil kaynaklar:

(1) Walther- Peer Fellgiebel - Elite of the Third Reich kitabı okumak için tıklayın

(2) Jagdgeschwader 51 ‘Mölders’ sayfa 73 kitabı okumak için tıklayın

(3) Harp Tarihçisi Rob Hopmans'ın Gustav hakkındaki araştırması için tıklayın

11 Temmuz 2017 Salı

Avustralya'nın en kıymetli subayı; Sir Cyril Brudenell Bingham White

Avustralya Harp Tarihi'nin en kıymetli askerlerinden; General Sir Cyril Brudenell Bingam White

II. Dünya Savaşı'yla ilgili herkesin bildiği 'portreler'den ziyade bizim isteğimiz kıyıda köşede kalmış ancak savaşa doğrudan etkisi olmuş general ve subay sınıfına mensup askerleri anlatmak. Sir Cyril Brudenell Bingham White da bu kategoriye giren komutanlardan.

Bingham, 23 Eylül 1876'da Melboourne'ün 244 kilometre kuzey batısındaki Victoria'nın St. Arnaud kasabasında doğdu. 'Militarist' düşünceyle yetişti. Lise öğreniminden sonra 1896'da 20 yaşındayken Queensland'daki Sömürge Mili Kuvvetleri'ne katıldı. İngiliz Kuvvetleri'nce Güney Afrika'da 'Avustralya Kolonisi'nde görevlendirildi. II. Boer Savaşı'nda teğmen olarak görev yaptı. (1900)
Boer Savaşı'nda Avustralya Kolonisi'nin komuta kademesi ( 1900)
1900'lü yıllar aynı zamanda Avustralyalıların da kendi düzenli ordularını kurmaya başladığı yıllardı. 1901'de New Australian Army'nin (Yeni Avustralya Ordusu) kurucu komutanlarındandı. Aynı zamanda da ordunun 'asil üye'siydi.

1906'da Birleşik Krallık Ordusu Kurmaylık Sınavı'nı kazanarak British Army Staff College'a (Birleşik Krallık Ordusu Personel Koleji) katılan ilk Avustralya subayı oldu.

Eğitiminden sonra ülkesine döndü ve 1912 yılında Avustralya'da bağımsızlık düşüncesini ateşleyen ilk başbakanlardan olan Birleşik Krallık doğumlu Andrew Fisher'in İşçi Partisi'ne üye oldu. Fisher tarafından aynı yıl Avustralya Askeri Operasyonlar Direktörlüğü görevine getirildi.

1914'te I. Dünya Savaşı çıktığında Australian Imperial Force'un (Beyaz Avustralya İmparatorluk Kuvvetleri) başına getirildi.
Çanakkale Cephesi / Mayıs 1915
18 Mayıs 1915'te yolu yaşadığımız topraklardan da geçti. İngilizlerin isteğiyle komuta ettiği özel birim ile birlikte Çanakkale'ye gönderildi. Mayıs 1915'ten Ocak 1916'ya kadar cephede görev yaptı. Çanakkale'de gösterdiği yüksek dirençten dolayı 'Silence Ruse' (sessiz çalkantı - girdap anlamına gelen bir söz. Avustralya askeri tarihinde sadece başarılı olmuş komutanlara verilen bir unvan) olarak anıldı ve gazilik brövesi aldı.

1916'da Fransa'daki Avustralya Birlikleri'nde General John Monash'ın komutasında görev aldı. Fransa'da kaldığı sürece Napolyon'un savaşlarıyla birlikte taktik-stratejisi üzerine okumalar ve araştırmalar yaptı.

1 yıllık okumalarının ardından Fransa'daki Avustralya ve sömürge kuvvetlerindeki subaylara kurmaylık ve savaş stratejileri üzerine dersler verdi.

Bingham White yaptığı araştırmalardan şu sonucu çıkarmıştı:

1* Savaş Avrupa'da sıkımıştı. Siper hatları geçilemiyordu. Siperlerin yok edilebilmesi top atışıyla mümkün değildi. ( Çanakkale'de bizzat kendisi de tecrübe etmişti). Bu yüzden parça parça operasyonlardan kaçınılması gerektiği görüşündeydi. ( Parça operasyondan kast ettiği, bir siperin veya bir tepenin ele geçirilmesinden ziyade düşman birliklerinin komple o bölgeden tamamiyle süpürülmesiydi. - Çanakkale'deki kara savaşlarında Bombasırtı buna en uygun örnektir. Tepe bir günde 2-3 kez el değiştiriyordu ancak savaşta önemli bir ilerleme de katedilemiyordu-  White'a göre, siper savaşlarında elde edilecek küçük zaferlerden ziyade topyekun bir hücumla düşmanın tüm savunma mevzilerinin dağılması önemliydi. Aslında bir nevi imha harekâtı)

2* Topçu atışının ve cephanenin uygun şekilde kullanılması. ( Askeri terminolojide topçu atışına topçu barajı da denilmektedir.) White, topçu barajı taktiğini ve topyekun hücum stratejilerini nihayet 20 Eylül 1917'de Belçika'da test etme imkânı buldu. Menin Road Ridge Savaşı'nda (Menin Karayolu Savaşı) geliştirdiği tüm stratejileri, birliklerine başarıyla uygulatmayı başardı.

Görev aldığı hatta savaşı siperlere sıkıştırmadı, hareketli ve imha şeklindeki taktiğiyle Almanları Ypres çizgisinden güneye attı. Muharebelerden sonra Britanya basını Cyril Brudenell Bingham'dan artık 'Sir' unvanıyla bahsediyordu.
1918'de savaş sona erdikten sonra Londra'ya döndü. Savaş bitmişti bitmesine ancak Avrupa'da ve çeşitli ülkelerdeki Avustralya ordusuna mensup askerleri ülkelerine geri göndermek büyün sorundu. Bingham askerlerin evlerine sağ salim dönebilmesi için yeniden Belçika'daki üs bölgesine gitti. 1 senelik programla cephede savaşan tüm Avustralyalılar evlerin dönebildiler. Cyril Brudenell Bingham artık Avustralya'da 'Baba' olarak anılıyordu ve henüz daha 43 yaşında bir kurmay albaydı.

Savaştan sonra Britanya ordusunda geçici görevler aldı. 1925'te Hindistan'daydı. Delhi'de Britanya ordusuna bağlı birlikleri komuta etti.

1928'de emekli olmak istediğini iletti. Doğduğu kasaba olan Victoria'ya geri döndü. Buangor yakınlarında kendisine bir ev aldı. Avustralya'da 'Otlak Mülkiyeti' olarak geçen alanda çiftçilik yaptı.

12 yıllık huzurlu yaşamından sonra 1940 yılında yeniden orduya çağrıldı. 64 yaşındaydı. General olarak yeniden Australian Imperial Force'u (AIF) komuta etmek üzere görevlendirildi. Nasyonal Sosyalist Almanya'nın ordusu Wermacht, Avrupa'da kelimenin tam anlamıyla taş üzerinde taş bırakmamıştı. Paris, Brüksel, Amsterdam, Varşova, Prag, Kopenhag, Oslo, Lüksemburg düşmüştü. Britanyalılar böylesi bir zamanda yine eski dostlarının kapısını çaldılar. Sir Cyril Brudenell Bingham White savaşmak üzere yeniden cepheye gidecekti.

Bingham White, başkent Canberra'ya dönerek hemen savaş üzerine planlar yapmaya başladı. Britanya'dan gelen bir kurmay heyeti de onun planlarına eşlik ediyordu.
13 Ağustos 1940'da  Avustralya Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne bağlı uçağın düşmesi sonucu hayatını kaybetti. Kazanın nedeni ilginçtir belirlenemedi. Sabatoj veya düşman saldırısı olma ihtimali çok çok düşüktü. Ayrıca Avustralya böyle bir saldırı için oldukça uzak bir konumdaydı. Kaza raporlara sade bir 'Pilotaj hatası' olarak geçti.
Kazanın olduğu yere Sir Cyril Brudenell Bingham White adına bir anıt mezar dikildi
Ölümü Avustralya'da büyük üzüntüye neden oldu. Avustralya Harp Tarihi'nin yetiştirdiği en önemli komutanlardandı.

Sir Cyril Brudenell Bingham White o uçak kazasında ölmeseydi belki de askeri kariyerinde daha birçok başarıya imza atacaktı.

Yazıda yararlanılan birincil kaynaklar:

Rosemary DerhamThe Silence Ruse / Escape From Gallipoli  (2000) (Kitaba erişim için tıklayın)

The story of how the Anzacs evacuated Gallipoli in defeat in 1915 - Makaleye erişim için tıklayın

2 Temmuz 2017 Pazar

Luftwaffe'nin hocası; Col Walter Aschoff

Col Walter Aschoff.

Harp tarihinin isimsiz kahramanlarından sadece biri. Hakkında Türkçe kaynak bulmak imkansız. İngilizce kaynak dahi "yok" denilecek kadar az. Sadece II. Dünya Savaşı üzerine araştırmayı sevenşer ve Harp Tarihi Koleksiyoncu'ları sayesinde Col Walter Aschoff'un adını duyduk, kim olduğunu öğrendi.

Luftwaffe subayı olan Aschoff, 10 Nisan 1892 doğumlu. Prusya ekolünden gelerek 1912 yılında teğmen rütbesiyle o dönem ismi Deutsche Luftstreitkrafte'de (Alman İmparatorluk Hava Servisi) görev yapmaya başladı.

I. Dünya Savaşı'nda casus uçağıyla 100 saaten fazla uçuş gerçekletiren Aschoff savaş süresince Batı Cephesi'nde ( Fransızlara ve İngilizlere karşı) görev yaptı. Almanya'nın yetiştirdiği ilk ve en iyi pilotlarından biri olan Red Baron lakaplı Manfred von Richthofen'ın da yanında görev yapmış ondan bizzat uçuş dersleri almıştı.
'Kızıl Baron' lakaplı Manfred von Richthofen
1915-1916 yıllarında Londra bombardımanlarına katıldı. Kurmay subay olduğu için sadece harp tarihine ilgisi yoktu. Felsefe, psikoloji ve edebiyata da ilgi duyuyordu. 1917 yılında 'London Flüge 1917' kitabını yazdı. ( I. Dünya Savaşı'nda Alman stratejik bombardıman kampanyası ve stratejik bombalama baskınlarının gerçekleştirilmesi üzerine görüşlerini anlattı)

Savaşta sonra Almanya'ya uygulanan ambargo yüzünden uzun süre uçuş yapamadı. Ancak Alman kurmaylarının Bavyera'nın uçsuz bucaksız ormanlarında gerçekleştirdikleri gizli uçuş eğitimlerinde teğmenlere uçuş dersi vermeyi de ihmal etmedi.

1935 yılında Hermann Goring tarafından Luftwaffe'nin ( Alman Hava Kuvvetleri) kurulmasıyla yüzbaşı rütbesiyle yeniden aktif göreve başladı. 1 Eylül 1939 yılında Alman ordusunun Polonya'ya hücumuyla başlayan Büyük Savaş haftasında binbaşılığa terfi etti.
Aschoff, kurmaylarıyla birlikte Berlin'de
II. Dünya Savaşı süresince aktif olarak uçuş gerçekleştirmedi. Ancak onun eğittiği teğmenler, II. Dünya Savaşı'nın kaderini belirledi. ( Eric Hartman bunlardan sadece biriydi)

1943 yılında albay rütbesine yükseldi. Savaş süresince Reichsluftfahrtministerium'da (Reich Hava Kuvvetleri Merkezi) cephe gerisinde stratejler geliştirdi.

Savaş sona erince Müttefik hâkimlerce tutuklandı. Belçika'ya nakledildi.Hapishane şartları çok ağırdı. Önce rutubetli tek kişilik hücrede tutuldu. Ardından koğuşa alındı. Yeniden hücre. Belçika'da hapishaneden hapishaneye nakledildi. Zor koşullara hem fiziksel hem de psikolojik olarak dayanamadı. 14 Ocak 1946 yılında albay rütbesinde 53 yaşında hayatını kaybetti.
Belçika'nın kuzeyindeki Lommel kasabasında yatan ( ki burası Avrupa'daki en büyük Alman mezarlığıdır) 39 bin Alman askerinden biri oldu. Kriegsgräberstätte mezarlığına gömüldü.

Col Walter Aschoff, Alman Genelkurmayı'nın yetiştirdiği en deha stratejistlerden biriydi. Cephede savaştı, savaş pilotu eğitmenliği yaptı, savaş üzerine sürekli stratejiler geliştirdi.

Almanlar bile seni yeterince tanımazken (Belki de sana sadece Nazi diyorlardı) biz seni Alman Savaş Pilotu ve hocası olarak tanıyoruz.

Kaynakça:

Aschoff'un ww2gravestone'deki hikâyesinin anlatıldı kısım için tık tık


Kitabı okumak için tık tık

30 Nisan 2017 Pazar

Varşova bombardımanı

25 Eylül 1939

Hitler, Polonya'nın başkenti Varşova'nın bombalanması emrini verdi.
Avrupa'nın bu güzel şehri 1 haftada yerle bir oldu.
Bombadırman sonrasında Varşova'ya ilk 8. Kolordu'ya bağlı Alman 2. Mekanize Zırhlı Birlikleri girdi.

24 Mart 2017 Cuma

II. Dünya Savaşı Notları: 'Kara Şeytan' Eric Hartmann #1

Eric Hartmann.

Tüm zamanların en çok uçak düşüren savaş pilotu. Almanlar ona 'Kara Şeytan' diyor. Dönemin Luftwaffe Komutanı Hemann Göring tarafından 1425 uçuş görevi verildi. Hartmann, tüm uçuş görevlerinden 'tam isabet'le çıktı.

1. sınıf Alman Demir Haç Şovalye Nişanı'yla ödüllendirildi.

Hartmann'la ilgili yazarın notu:

1939 ile 1945 yılları arasında Nasyanol Sosyalist askeri olarak görev yapması şanına leke düşürmez. II. Dünya Savaşı'ndan sonra 10 senelik mahkumiyet yaşadı. Batı Almanya'nın girişimleri sayesinde Sovyet hapishanelerinden çıkarıldı. Hartmann, hapisten sonra yeniden Alman Hava Kuvvetleri'nde görev yaptı.

Kaynaklar: Blond Knight Of Germany / Raymond Toliver and Trevor Constable