Berlin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Berlin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2021 Cuma

Su Perisi masalı: Undine

Christian Petzold'un arka planına Berlin'i aldığı, postmodern bir peri masalı vaat eden Undine'yi açıkçası sevip sevmemek konusunda oldukça kararsızım.

Efsanelerden, kadın mitinden, aşka dair söylemlerden ve hipnotize edici bir çağdaşlık vaadiyle yol alan Petzold'un Berlin Film Festivali'ne damgasını vuran filmi, Paula Beer ile Franz Rogowski'nin etkileyici performansıyla övgüyü hak ediyor. Ancak son yarım saatte gelişen olaylar, hızlıca toparlanmaya ve aceleye getirilmiş final sekansları karşısında filmden ister istemez koptuğumu hissettim.

Undine'yi salt aşk hikâyesi olarak tanımlamak yanlış olur. Filmin temeli, Undine karakterinin üzerine kurulu ve aslında bu 'su perisi'nin 'lanetinden' kurtulamayan bir kadının mücadelesini ve Kırmızı Pazartesi'ndeki gibi, öleceği herkes tarafından bilinen ancak hiçbir şey yapılmayan Santiago Nasar'ın hikâyesine benzemekte. 

Undine yine de 2020 yılının iyi filmlerinden olmayı başarıyor. Yakın durun.

11 Şubat 2020 Salı

Bir Soğuk Savaş Anatomisi; Das Leben der Anderen

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya'nın başkentinin İngiltere, ABD ve Sovyet ordularınca işgal edilerek dört parçaya bölünmesi ve akabinde gelişen Soğuk Savaş'ta iki kutuplu dünyanın en sert ve kanlı çekişmelerinin yaşandığı şehir haline gelmesi, Berlin halkının ağır trajediler yaşamasına neden oldu. Batı/Doğu şeklinde iki farklı ideoloji/güç tarafından yönetilen şehirin bu potansiyelini nimet olarak en çok sinema sektörü kullandı.

Berlin'in kendine has o karanlık atmosferi beyaz perdede seyircilerin hep ilgi duyduğu bir platform oldu. Çocukluğunu Doğu Almanya'nın başkenti Bonn'da geçiren (Köln'e bağlı) Florian Henckel von Donnersmarck istihbarat savaşlarının merkezinde yaşamış bir isim. Daha sonradan babasının işi sebebiyle pekçok şehirde yaşamış. (Brüksel, New York, ST. Petersburg) Babasından ve aile bireylerinden de çok fazla istihbarat öyküsü duymuş olması muhtemel, zira babasının ne iş yaptığıyla ilgili hiçbir zaman renk vermemiş. Belki de istihbarat personeliydi babası, öyküyü de bu çerçevede oluşturmuş olabilir.

Das Leben der Anderen'in hem senaryosunu yazıp hem de yönetmen koltuğunda Donnersmarck. İsminde "von" kökeninden aristokrat bir aileden geldiğini de hatırlatalım.



Donnersmarck, her ne kadar birçok farklı şehirlerde yaşamış olsa da Alman kültüründen özellikle de Soğuk Savaş döneminin politik ikliminden oldukça etkilenen bir isim. Yazının da başlığını taşıyan ve ilk uzun metrajlı filmi Das Leben der Anderen de Berlin'in bu bahsettiğimiz politik atmosferiyle yoğrulan bir film.

Donnersmarck, filmin hazırlık sürecinde Ministerium für Staatssicherheit ile (Türkçe bilinen ismiyle Stasi) Doğu Almanya Devlet Güvenlik Bakanlığı arşivlerine girerek dönemle ilgili birçok belgeyi fotoğraflama ve görme imkanını bulabilmiş. Welt'e verdiği röportajda milyonlarca belgenin olduğu arşivde araştırma yapmanın bunaltıcı etkisinden bahsederek, senaryosunu oluştururken meydana gelecek olan özgünlüğün heyecanın tatmin edilemez olduğunu da belirtmiş.

Türkçeye Başkalarının Hayatı olarak çevrilen film, "Die Blechtrommel", "Das Boot", "Schtonk", "Afrika'nın Hiçbir Yerinde", "Der Untergang", "Sophie Scholl" gibi Alman yapımlarıyla benzer şekilde Oscar'a aday gösterildi ve "Yabancı Dilde En İyi Film" dalında Akademi heykelciğini kazandı.

Donnersmarck, film için hayatının 8 yılını vermiş. Hatta bazı büyük firmaların, büyük paralar önererek filmi komedi olarak çekmesi yönünde tekliflerde bulunsa da yönetmen, bunu katı şekilde redderek, bir dönem 300 bin kişinin çalıştığı Stasi istihbarat biriminin politik gerilim atmosferde seyirciye aktarılmasını daha doğru bulmuş.

Das Leben der Anderen, grafiği yükselen Alman sinemasının en özgün örneklerinden. Soluksuz olarak izlenebilecek çağın önemli filmlerinden.

23 Ekim 2017 Pazartesi

Atomic Blonde

1989. Demir Perde, Soğuk Savaş, Berlin, Berlin Duvarı ve espiyonaj (karşı casusluk, casusluk) çalışmaları. Bir filmin kötü olması için hiçbir kötü sebep yok.

Charlize Theron'un, Mad Max: Furry Road'daki performasının da üzerine koyduğu Atomic Blonde filmi, Berlin Duvarı'nın yıkıldığı 1989 yılında geçen bir casusluk hikâyesini odağına alıyor.

Konsantrasyonunuz ve ilginiz bir an olsun filmden başka yere kaymıyor. Açılış planının son sekansı aynı zamanda 1980'lerin en ilginç karakterlerinden biri  olan ABD'nin 'Kovboy' başkanı Ronald Reagan'ın "Bu duvarı artık yıkın" söylemiyle kapanıyor. Ardından özenle seçilmiş soundtracklardan birbirinden güzel parçalar çalmaya başlıyor.

Filmin yönetmeni V for Vendetta, Matrix, 300 Spartans, Fight Club gibi filmlerde karakterlere dövüş dersleri veren John Wick'in de yapımcısı David Leitch. Muhteşem dinamik kamera görüntüleri, özellikle Berlin sokaklarındaki dövüş ve kovalamaca sahneleri muazzam güzellikte. Ekrana kilitlenip kalıyorsunuz. (Atomic Blondie'nin John Wick ile kıyaslanmasının bir sebebi de içerdiği benzer dövüş sahneleri.) 

Filmde Charlize Theron'un performası o kadar üst düzey boyuttaki Split filmindeki 23 farklı kişiliğe bölünmüş şizofrenik karakteri harikulade oynayan James McAvoy'ın performasına sadece 'sıradan' diyebiliyoruz. The Big Lebowski'nin tez canlı Vietnam gazisi  Walter Sobchak rolündeki John Goodman bu kez karşımıza CIA ajanı olarak çıkıyor. Müşfik roldeki Goodman bile bizi heyecanlandıramıyor.

Atomic Blondie'nin 'güzel' bulunmasının -bence- bir diğer nedeni de Berlin'in o soğuk aynı zamanda çekici ve eksantirik atmosferini beyaz perdede çok iyi yansıtılması.

Tam bir Femma Fatale karakter

Sinemanın Femme Fatale karakterlerine 2017 yılı itibariyle  Lorraine Broughton da eklendi. 41 yaşındaki Charlize Theron, Broughton rolüyle sergilediği dövüş sekanlarının hakkını verebilmek için 6 aylık dövüş ve silah sanatları dersi almış. Zira canlandırdığı rolün altından kalkmak herkesin harcı değil. Türkiye'de Sinem Kobal'ın dövüş sahneleri gazetelerimiz ve internet haber sitelerine manşet ola dursun, Threon'un dövüş sahnelerindeki hareketleri 1 kez bile sırıtmıyor. Sert, gerçekçi, dinamik teknikler seyirciyi adeta büyülüyor.

Andrei Tarkovsky'e saygı

Yönetmen David Leitch, dövüş sanatları hocası olduğu kadar dublör de. Aynı zamanda da iyi bir sinema izleyicisi. Filmde ajanımız Lorraine Broughton KGB ajanlarından kaçmak için Doğu Berlin'den Batı Berlin'e geçer. KGB ajanları da peşindedir. Brouhthon kendisini gizlemek için Berlin'in tarihi sineması Kino'ya yönelir. Ön planda ajanımızın yürümesini görsek de kameranın üst açısında Sovyetlerin deha yönetmeni Andrei Tarkovsky'nin Stalker filminin afişini görürüz. Lorraine sinema salonuna girer ve Stalker'dan bir sekans izler.
Sinema sekansı / Stalker - Andrei Tarkovsky
O dönem Tarkovsky, Sovyet'lerde sakıncalı yönetmenler listesindedir ve filmlerinin gösterilmesi yasaktır. Ancak Batı'da gösterimi serbesttir. Leitch'in ustaya saygı duruşu beni ayrı mutlu etmiştir.

Atomic Blonde sert aksiyon olmasıyla beraber muhteşem bir soundtrack, sinemada her zaman özlem duyulan Femme Fatale karakteri ile uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek bir yapım.
Charlize Threon'un eril bireyleri bu kadar heyecanlandırdığı başka bir filmine henüz rastlamadım.

28 Eylül 2017 Perşembe

Atılgan, cesur ve hep tek başına bir deniz subayı; Bernhard Rogge (WW2'den portreler)

İkinci Dünya Savaşı'yla ilgili portreleri yazarken, yüzlerce komutan, binlerce asker arasından yaptığım okumalardan seçtiğim en ilginç karakterleri sizlerle paylaşmayı istiyorum. Araştırmalar hep en farklıyı keşfetmek üzerine. Bu keşif sonucu bulduğum konu ve kişilik üzerine kişinin portresini detaylı olarak inceliyorum. Türkçe kaynak çok kısıtlı olduğu için Almanca, İngilizce ve İtalyanca yazılmış onlarca kaynak taraması yapıyorum. ( Harp tarihi üzerine okumayı sevenler için en birincil Türkçe kaynak yer olmasını arzuluyorum bu mecranın.)

Büyüdüğü zaman Alman Deniz Kuvvetleri'nin (Kriegsmarine) en öncü amirallerinden biri olacak olan Bernhard Rogge, 4 Ağustos 1899'da Almanya'nın Danimarka sınırındaki en soğuk kasabalarından biri olan Schleswig'de doğdu.

Ailesi, Martin Luther'in öğretilerini temel alan Lutheryan muhafazakârdı. Rogge'un anne tarafı da Yahudi kökenliydi. (İlginçtir ki Kriegsmarine'deki birçok subay Yahudi kökenliydi. Tıpkı, Luftwaffe'deki en üst düzey Yahudi; Hava Mareşal Erhard Milch gibi)

1914 yılında, 15 yaşındayken Kayzer Almanyası'nın Alman Deniz Kuvvetleri'ne (Kaiserliche Marine) katıldı. Yaşı küçük olduğu için çeşitli kruvazörlerde görev yaptı. 1917'de 18 yaşındayken Akdeniz görevine getirildi. 1918'de Britanya ordusu ile girilen deniz savaşlarında gösterdiği yararlardan dolayı birinci ve ikinci sınıflarda Demir Haç nişanını kazandı.
Savaştan sonra donanma kuvvetlerindeki görevi devam etti. Ancak Versay ile Almanya'ya yönelik uygulanan kısıtlamalardan dolayı, Eylül 1939'a kadar Kriegsmarine'deki denizcilerin vücutlarının daha estetik hale getirilmesi amacıyla uygulanan Yelkenli Eğitim Programları (Albert Leo Schlageter) eğitmeni oldu. Bu görevini icra ederken aynı zamanda kurmaylık sınavlarını da kazandı.

Albert Leo Schlageter'a burada ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Schlageter, I. Dünya Savaşı'ndan sonra ordudan ayrılan askerlerce paramiliter bir güç olarak kullanılan Freikorps'un kurucularındandı. Freikorps, aşırı Alman milliyetçilerinden oluşuyordu. İlk harekete geçtikleri ve resmi olarak kuruldukları tarih Versay'ın öncesine, Aralık 1918'e dayanır. Eski askerlerin liderlik yaptığı Freikorps mensupları genellikle işsiz ve milliyetçi gençlerin gönüllülüğü esasına dayanıyordu.
Albert Leo Schlageter, işlediği suçlardan dolayı Fransızlar tarafından idam edildi.
1919 yılına gelindiğinde Freikorps birlikleri Almanya'nın her yerine dağılmış durumdaydı. Mevcut sayıları 65 kolordu büyüklüğündeydi. (Adolf Hitler'i Almanya'daki iktidara taşıyacak güç Freikorps'tan meydana geliyordu. III. Reich'ın oy potansiyeli Hitler Gençliği'nin temeli  Freikorps'tan çıkmaydı)

Freikorpslar, Kayzer Almanyası'ndan sonra Weimar Cumhuriyeti yönetimindeki Alman sosyal demokratlar tarafından komünistlerin muhalefette etkisiz hale getirilmesi amacıyla finanse edildiler. Berlin başta olmak üzere önemli tüm Alman şehirlerinde meydana gelen sokak olaylarında paramiliter güç olarak kullanıldılar. Bremen, Brunswikc, Hamburg, Münih, Halle, Leipzig, Silezya, Thüringen, Ruhr bölgesinde şiddetli sokak çatışmalarında yağmacılık ve talan da yaptılar. Yaşanan şiddet olaylarından dolayı, sosyal demokrat partinin lideri Philipp Scheidemann hükümeti eleştirildi.
I. Dünya Savaşı gazileri, askerlikten emekli olan veya ordudan atılan ve aşırı Alman milliyetçilerinden oluşan Freikorps birlikleri. Berlin / 1921
Freikorps birlikleri 1924 yılında ortadan kaldırıldı. Bu hareketten sonra Freikorps lideri Ernst Röhm, Adolf Hitler'in kurduğu NSDAP'ın (Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi) etrafına geçerek kurucusu da olduğu ve bir süre Hitler'in yakın korumalığını da yapacak olan SA (Sturmabteilung) birliklerinin başına geçti.

Berhnhard Rogge da 1923'e kadar Freikorps üyesiydi. Rusya sınırından gelebilecek bir Sovyet saldırısına karşı ülkesini korumak amacıyla Polonya sınırında görev yaptı. Sokak olaylarına pek karışmadı. Freikorps birlikleri ortadan kaldırıldıktan sonra Hamburg'a döndü. Burada yelken eğitimlerine devam etti.

Rogge'un Alman Deniz Kuvvetleri'ndeki yenilikleri

Rogge, devrimci ve aydın görüşlü bir askerdi. O yüzden donanma komutanlığında görev yapacak askerlerin çeşitli iklim koşullarına, uzun çalışma saatlerine, uykusuzluk ve açlık gibi sorunlara karşı aylarca direnç gösterebilecek bir karakterde olmasını istiyordu. Deniz kuvvetlerini de bu kritere göre geliştirdi.

1939'da suya indirilen ticaret gemisi Raider Atlantis'in koruma kaptanı oldu. Atlantis görünüde bir ticaret gemisiydi ancak kaptan Yüzbaşı Rogge onu Singapur'daki casusluk faaliyetleri amacıyla kullandı. Rogge'un verdiği bilgiler Japonya'ya çok yaradı.
Rogge'un deniz üstündeki yoldaşı Atlantis
Rogge, istihbarahat çalışmarı sonucunda Amerikan ve İngilizlerin Singapur savunma planlarını ele geçirerek Japonlara teslim etti. Japonların Aralık 1941'de başlattığı Asya Fetih Harekâtı kapsamında Singapur 4 ay gibi kısa bir sürede düştü.

İmparator Hirohito, Yüzbaşı Rogge'u başarılarından ötürü kişisel mükafata değer gördü. Alman komuta kademesinde Rogge dışında Japonya İmparatoru tarafından özel olarak mükafatlandırılan 2 isim vardı. Biri Luftwaffe Komutanı Hermann Göring, diğeri de stratejik ve komuta dehasını anlatmak için Türkçe'nin kelime dağarcığının yetmeyeceği 'Çöl Tilkisi' Mareşal Erwin Johannes Eugen Rommel'di. Rogge, 'kılıç'a layık görülen en düşük rütbeli personel olmuştu. Bu bakımdan da ilginç bir unvana sahipti.
İmparator Hirohito tarafından Rogge'a armağan edilen kılıçlar
Singapur'daki görevinden sonra 28 Şubat 1943'te Deniz Kuvvetleri Saha Eğitim Sorumlusu ve Filo Oluşumu Komutanı olarak görev yaptı. 10 Mart 1945'te Hitler tarafından Muharebe Grubu Komutanlığı görevine getirildi. 10 Nisan 1945'te buradaki görevinden istifa etti. Zira Almanya'nın tüm donanması Müttefiklerin eline geçmişti.

Rogge savaştan sonra Müttefikler tarafından tutuklanmayan ender kurmay subaylardandı. Rogge görevini bıraktığında Koramiral (Vizeadmiral) rütbesindeydi.

Savaştan sonra 1952 yılında Batı Almanya donanmasında göreve başladı. Buradaki görevini 1962'ye kadar sürdürdü. Savaştan sonra yenilenen Batı Alman donanmasının modernizasyonunun temellerini attı.

Geri kalan hayatını Reinbek'te sürdürdü. 29 Haziran 1982 yılında, 82 yaşında hayatını kaybetti.

Rogge, harp tarihinde çekici kılan özelliği kuşkusuz atılgan ve maceraperest karakteriydi.Hamburg limanından Malay yarımadasına yaptığı yolculuklar o dönem için zor bir seferdi. Üstelik dikkat çekmemek adına tüm bu seyahati boyunca hiçbir savaş gemisi tarafından korunmamayı tercih etti.

Rogge deniz tutkunuydu. 82 yıllık hayatında kara üzerinde geçirdiği vaktin deniz üzerinde geçirdiği vakitten çok daha fazla olduğunu söylemişti. Öyleki 1939 ile 1943 yılları arasında karaya sayılı kez çıkmış.

Harp tarihi sanatının WWII olarak kodlanan alanından seçtiğimiz bir portreyi daha dikkatinize sunduk. Savaşın ilginç portrelerini yazmaya devam edeceğiz...

Birincil Kaynakça:

Britannica Encyclopedia  / Freikorps Units - Detaylı bilgiler için tıklayın

German Raider Atlantis (also issued as Under Ten Flags) / By Bernhard Roge - Kitaba erişmek için tıklayın