31 Mart 2017 Cuma

Selam söyle Hababam'a

Üzüntümüz biraz soğusun elbet edeceğiz bir iki kelam...

Roy Graham

Roy Graham. Tok sesli Brit şarkıcı.

Büyük Britanya'nın yağmurdan ıslanmış bereketli topraklarından çıkan dağ adam.

Dinleyin efendim...


Kafası 'aykırı' çalışan adam; Anders Thomas Jensen

Anders Thomas Jensen ile ilgili tek bir cümle kuracağım. Dileyen yazının geri kalan kısmını okumayabilir ve direkt olarak seçeceği 50 filmden birini izleyebilir. Sözüm ona ki Jensen'in senaryosunu yazdığım tüm filmleri izleyin.

Peki Jensen'i özel kılan ne.  Jensen, bir röportajında evdeki günlük rutinini şöyle anlatıyor:

Kabaca bir çeviriyle yazıyorum

Sabahları geç kalkar ve aç karnına kahve içmeyi severim. Daha sonra kitap okuyor veya film izlerim. Genellikle sinema ve insan psikolojisi üzerine okumalar yapıyorum. Kafamda hep bir senaryo var. İki üç farklı senaryoyu aynı anda yazabiliyorum. Şimdiye kadar yazılmış onlarca senaryom var ve bunların bir kısmı da filme çekildi. Tüm öğleden sonramı böyle geçiriyorum. Akşam yemeğimi yedikten sonra da sokakta yürümeyi seviyorum. Ve tabii Danimarka birasını seviyorum. Uyumak da benim için önemli bir aktivite

Bu kadar. Jensen'in yılın 365 gününün en azından 300 gününü bu şekilde geçiriyor. Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam'ına selam çakıyor.

Jensen takıntılı bir yönetmen. Obsesif ve aynı zamanda takıntılı bir kişilik. Psikolojik olarak kendisini yoran bu özelliklerini mesleğinde çok iyi icra ediyor. Yoksa  I Kina spiser de hunde ve  Blinkende lygter'daki  karakterleri başka türlü çıkaramazdı.

Jensen Danimarka sinemasının en en en özgün auteurlerinden.

Ben size tek tek yazmayacağım ama şuradan senaryosunu ve yönetmenliğini yaptığı her filmi mutlaka izleyin.

30 Mart 2017 Perşembe

Paris'i kurtaran komutan; Mareşal Omar Bradley

Fransızların minnet duyduğu ABD'li komutan.

Türk harp tarihçilerine göre nam-ı diğer Paris Fatihi.

Komutanların kutbu.

Deha, stratejist.

Normandia çıkarmasını bizzat planlayan komutan.

Savaşçı yönününü Kızılderili atalarından aldığını söylemiştir. ABD iç savaşından sonra Amerikan ordusuna subay yetiştirmesi amacıyla bizzat George Washington tarafından kurulan West Point / Birleşmiş Milletler Akademisi'ndeki eğitimini birincilikle bitirdi.  I. Dünya Savaşı'nda cephede aktif görev almadı.

1929 yılına kadar askeri akademide dersler verdi. Harp tarihi üzerine okumalar gerçekleştirdi. Türk savaş sanatına hayranlık duyduğunu da belirten Omar Bradley, ilk ciddi sınavını II. Dünya Savaşı'nda verdi.

ABD'nin savaşa girmesi gerektiğini ve böylece dünya siyasetinde İngiltere'den daha aktif konuma geleceği görüşünü savundu. - Bu düşüncesi onu savaşın sonunda haklı çıkaracaktı-

1942'de ilk görev yeri olarak Fas ve Cezayir'e gitti. Meşale Harekâtı'nı başarılı şekilde yürüttü. Cezayir ve Fas'ı Almanlar'dan geri aldı.

Bradley, İngilizlerin savaştaki yetersizliğini ilk kez Fas'ta gördü. Nazım Hikmet'in Makartır diye bahsettiği General Douglas MacArthur'a sunduğu raporda cephe savaşlarındaki tüm yükü ABD askerlerinin çektiğini belirtti.

Bradley, 1943 yılında Avrupa'nın Nasyonal Sosyalist işgalinden kurtarılması için 1'inci Ordu Komutanı olarak Birleşik Krallık'a görevlendirildi. 1 senelik hazırlıklar sonucu bizzat Bradley'in son ıslak imzasıyla Normandia planı aktif hale getirildi. (Normandia çıkarmasının detaylı anlatımı daha sonraki yazılarda işlenecek)

Bradley, çıkarmada bizzat ABD birliklerini komuta etti. Karaya ayak basan 1'inci Ordu'nun askerleriyle birlikte Bradley de Fransız topraklarına girmiş oldu. 25 Ağustos sabahı da yine kendisine bağlı 12'inci Ordular Komutanlığı ile birlikte mavilerin şehri Paris'e girdi.

Bradley ardından Lüksemburg'u Nasyonal Sosyalist işgalden kurtardı.  Lüksemburg üzerinden Belçika'ya ve Hollanda'ya geçti. Benelüks ülkelerinin özgürlüğüne kavuşturulmasına yardım etti. Bradley Belçikalıların, Hollandalıların ve Fransızların bu yüzden saygısını kazanmış en yüksek rütbeli Amerikan komutanıdır.

Savaştan sonra ABD'ye döndü. 1953 yılına kadar ABD ordusunda görev yaptı. 5 yıldızlı rütbeye kadar çıktı. Mareşal unvanını aldı.

Kaynaklar:

A Soldiers's Story / by Omar Bradley / 1951 Erişim için tık tık 

A General's Life: An Autobiography / by Omar Bradley / 1984 Erişim için tık tık

Son not

Ne yazık ki Omar Bradley hakkında çevirisi yapılmış veya hayatını anlatan Türkçe kaynak bulunmamaktadır.

29 Mart 2017 Çarşamba

II. Dünya Savaşı komutanları; General Patton

Mükkemmelliyetçi. Disiplinli. Asker.

ABD ordusunun saygısını göstermek amacıyla ilk olarak Kore Savaşı'nda kullanılan M serisi tanklara Patton isminin verilmesine vesile olan kumandan.

1945 yılı. ABD ordusu Berlin'e batıdan girmiştir. Patton, Berlin sokaklarına ayak basan ilk komutandır aynı zamanda. Rus Mareşal Zhukov ile bir kahve sohbetinde buluşurlar. Zhukov övünçle Sovyet T-34 tanklarından bahsetmektedir. Konu bir ara 1943 yılında üretilen Josef Stalin tanklarına gelir. Zhukov "Yeni tanklarımız hedefe 4 kilometreden isabetli atış yapabilmektedir" sözüyle övünür. General sade kahvesinden bir yudum alır. Boğazını temizler. Her zamanki alaylı ses tonuyla "Benim bir tankçım, 4 kilometreden bir hedefe ateş açarsa ben o tankçı grubunu korkaklıktan divan-ı harbe veririm" der. Rus generalin büyüyen gözbebeklerinde şaşkınlık görünür.
Patton, Sovyetleri ABD için tehlikeli olarak gördü. Hatta, General Dwight Eisenhower'a, Batı cephesinde nihai zaferin kazanıldığını ve Almanlar ile bir ateşkes imzalanarak "Batı'ya karşı yeni bir tehlike oluşturacak" dediği Sovyetlerin durdurulmasına yönelik hazırladığı bir raporu sundu. Eisenhower'un raporu okuyup okumadığı meçhuldür. Zira, Patton'un Sicilya cephesindeki askere yönelik tutumundan dolayı onunla arası açıktı.
Patton, raporu sunduktan sonra 1945'in son ayında bir Jip kazasında hayatını kaybetti. Ölümü bazı subaylarca şüpheli bulundu ancak Eisenhower, ölümü hakkında bir soruşturma açılmasına gerek bile görmedi. Patton, Lüksemburg'da bir ABD mezarlığına gömüldü daha sonra ABD'deki aile mezarlığına nakledildi. Cenazesine 20 binden fazla ABD askerinin katıldığı biliniyor.

Guderian mantığı

Patton da tıpkı Alman General Heinz Guderian gibi savaşta zırhlı birliklerin önemini savunmuştur. Patton, 1943 senesinde BBC'ye verdiği bir röportajda İtalyan'ları mağlup edeceğini söylemişti. Bunu başardı da. Patton, İtalyanlara karşı savaşta Fransa ve İngiltere'den yeterli desteği alamadığı görüşünü de savunarak "Arkamda bir Fransız tümeni olacağına önümde Alman ordusu olsun" demiştir. BBC, müttefik güçlerin arasındaki elektiriklenmeye artırmak istemediği için bu röportajı radyo ve dönemin İngiliz gazetelerinde yayınlatmamıştır. Patton, sansür edilmiştir.(1)

Normandia çıkarmasına karşıydı

Patton, Normandia çıkarmasının büyük kayıplara neden olacağı görüşünü de savundu. Bu yüzden Batı cephesindeki çıkarmanın Sicilya kıyılarından yapılmasını önerdi. Mussollini komutasındaki İtalyan ordusu Almanlara göre daha zayıftı. Almanlar işlerini iyi yapan ve emir komutaya sorgusuz uyan subay ve asker kadrolarından oluşuyordu.

Ancak ABD komutan kademesi Patton'u dinlemeyerek, tarihin en büyük çıkarma harekâtını Normandia üzerinden gerçekleştirdi.

Patton, iki büyük dünya savaşında da ABD ordusunda aktif olarak rol aldı. Savaşı, bir ihtiyaç olarak gördü. Savaş ve harp tarihine öylesine meraklıydı. Savaş dışındaki tüm zamanını kitabına ve savaş stratejileri üzerine ayırdı. Zırhlı tank birliklerini daha çok nasıl geliştirebilirim diye düşündü hep.

Savaştan sonra Bavyera ve çeşitli alman şehirlerinde kısa süreli -Valilik statüsünde- görevler yaptı. Savaşta esir düşmüş Alman subaylarına saygılı davrandı. Onlarla savaş üzerine konuştu. Yerel Alman yöneticilerinin hiçbirini görevden almadı. Bu konuda sık sık ABD komuta kademesiyle tartışma yaşadı. Patton, Almanlara saygı duyduğunu her platformda sık sık dile getirdi.

Sovyetleri işgal planı üzerine (1945 nisanından ölümüne kadar -Aralık 2015) çalıştı. Yukarıda da söylediğim gibi Eisenhower'a rapor sunulduktan birkaç hafta sonra geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti.

Kaynakça: 

(1) War as I Knew It ( The Great Commanders ) by George S. Patton. Jr ( Generalin eşi tarafından kitaplaştırıldı. Yayınlanma senesi 1947 / Genelkurmay Başkanlığı 1952 yılında kitabı Türkçe'leştirdi)

The Unknown Patton / by Charles M. Province - Yayım tarihi 1983

Patton: A Genius for War / by Carlo D’Este - Yayımlanma tarihi 1995

Film

Patton / Francis Ford Coppola'nın senaryosunu yazdığı film 7 dalda Oscar kazandı

Son not

Ne yazı ki General Patton hakkında Türkçe kaynak okumak pek mümkün değil. 1952 yılında Genelkurmay Başkanlığı'nın çevirisi haricinde hemen hemen sağlam hiçbir kaynak yok. Türkçe'ye çevrilmiş kitabı da ancak yetkin birkaç sahaf -Türkiye genelinde- veya harp tarihi koleksiyoncularından bulabilirsiniz. (Kitaba ulaşmak isteyen bana yazabilir)

Okumak ve araştırmak isteyen yabancı kaynaklı kitapları, Amazon.com ve Goodreads gibi sitelerde e-book ve normal baskı kitap olarak bulabilirler. Bulamayanlar için yine yardımcı olabilirim (PDF kaynaklı)

28 Mart 2017 Salı

Jean-Paul Roux

Bu satırları bana yazdıran, bu kitabın oluşmasını sağlayan, bu sayfalarda iyi adına ne varsa borçlu olduğumuz olanların Orta Asya'dan uzak akrabaları, yine bunlar kadar uzak atalarıdır. Türkiye'de bu kitabı okumak isteyecek olanlar beni isterlerse sertçe ve eminim ki hoşgörüyle eleştirsinler ama kalplerinde bu insanlar için sevgi ve saygıyı eksik etmesinler...

Fransız Büyük Türkolog Türk Liyakat Madalyası Sahibi Tarihçi Jean-Paul Roux

Bahsedilen Kitap:

Türklerin Tarihi / Pasifikten Akdeniz'e 2000 Yıl  - Kabalcı Yayınları

27 Mart 2017 Pazartesi

Achtung Panzer; Heinz Guderian

Heinz Guderian

Blitzkrieg Harekâtı'nın planlayıcısı. Dünya savaş tarihinin gördüğü en iyi komutanlardan.

Blitzkrieg stratejisiyle Almanların, Polonya'yı 1 haftada, senelerce uğraşılıp yapılan Maginot Hattı'ndaki Fransız savunmasını birkaç haftada, Belçika, Lüksemburg, Hollanda, Danimarka ve Norveç'i birkaç ayda ezip geçmesini sağladı.

Prusya ekolünden yetişen bir subay. Babası gibi o da asker. I. Dünya Savaşı'ndaki siper savaşlarını 'durağan' olarak gözlemledi. Savaştan sonra Almanya'nın yeni savaş stratejisi üzerine senelerini verdi.

Yeni stratejisini hıza, dayanıklılığa göre şekillendirdi. Guderian'a göre siper savaşları artık çağ dışıydı. Muharebelerde yapılabilecek en güzel hareket en hızlı şekilde imhaydı. Böylece saldıran taraf savunan taraftan daha az kayıp verecekti.

Alman motorize zırhlı birliklerinin mimarı oldu. Kafasında maketler çizdi, harita üzerinde olabilecek cephe savaşlarına çalıştı. Avrupa'nın işgali planını 1930'lu yılların başında kafasında taslak etti.

Hitler'in 1933'de iktidara gelmesine sevinlerden birid e o idi. Çünkü, Hitler, Almanya üzerindeki ambargoyu kaldıracağı söylemleriyle Alman halkı ve askeri tabanın desteğini almıştı.

Hitler'in iktidarından sonra Nasyonal Sosyalist Almanya'daki tüm fabrikalar bir canavara dönüştü. Tanklar, silahlar, uçaklar üretildi. Guderian da savaş üzerine çalışmalarını sürdürdü. Kendisine bağlı bir 19. Zırhlı Motorize Panzer Kolordusu'nu kurdu. Bu kolordu savaşta İngilizler, Fransızlar ve Ruslar'a en büyük kırımı yaşatacak güçtü.

1941 Guderian'ın Tankları Moskova topraklarında

Dunkirk'te Hitler'in emriyle durdurulan Guderian, Sovyet Rusya'ya karşı cephe açılmasına da karşıydı. Almanlar, eğer Dunkirk'te İngiliz askerlerini ellerinden kaçırmasaydılar savaşın Batı Cephesi, Almanların lehine sonuçlanacak ve belkide II. Dünya Savaşı geniş bir alana yayılmayarak son bulacaktı. Ancak Hitler böyle istemedi...

Barbarrossa Harekatı'nın başlamasıyla 1941 yılında Moskova'daki Kremlin Sarayı'nın burçlarını gören Guderian'a, Hitler'den tekrar durması yönünde emir gelir. Askerlik kıdemini onbaşılıktan yukarıya çıkaramamış Gazi ( Lafa takılmaya gerek yok, I. Dünya Savaşı'nda yaralanıp gazilik unvanı olduğu için kullandım) Hitler, Guderian'a cephede piyadeleri beklemesi yönünde telgraf gönderir.

Guderian, beklemenin zaman kaybı olacağını söylese de Hitler'in emri kat'î surette dinlenir. Ve Almanya'nın çöküşüne kadar gidecek olan cephelerdeki mağlubiyet serileri o gün başlamış olur.

1943

1943 senesinde cephe hattı gerisinde kalma fikrini savunan Guderian haklı çıkar. Rus ordularının hücumuyla dağılan Almanya Budapeşte ve Arden hattına çekilir. Hitler, yine Guderian'a görev verir. Ancak Hitler, savaşın hiçbir döneminde Guderian'ı dinlememiştir. Savunma gücü isteyen Guderian Doğu Cephesi'nin önemine dikkat çeker. Ancak Hitler, kuvvetlerinin büyük kısmını Fransa ve Normandia kıyılarına nakledilmesini emreder. Guderian Doğu Cehpesi'nde yine yalnız kalmıştır.

Mağlubiyet kaçınılmazdır. Guderian 1944 yılında Hitler ile görüşür. Bu an tarih kitaplarına Hitler'e sesini yükselten General olarak geçecektir. Genarelinden olağanüstü bir tepki gören Hitler, Guderian'ı cephe gerisine çeker. Guderian'da ordudaki 'Hitler yalakası' subaylardan bıktığı için hastalığını öne sürerek Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini bırakır.

Alman tarihinin en büyük komutanlarından

Heinz Guderian, Alman tarihinin yetiştirdiği en büyük kumandanlardandı. Nasyonal Sosyalist düşünceyi hiçbir zaman benimsemedi. Askerdi, Prusya ekolünden geliyordu. Disiplinliydi ve Alman milliyetçisiydi. Almanya'ya savaşı kaybettiren Guderian değil, Hitler'in Dunkirk, Barbarossa Harekâtı'nda yaptığı inanılmaz stratejik hatalardı.

Guderian, savaş tarihinin en yüksek sayıdaki esirini sağ olarak ele geçiren de tek komutandı. 1941 Doğu Cephesi / 600 bin küsur Sovyet askeri

Kaynakça:

Heinz Guderian / Gerinnerungen Eines Soldaten Türkçe'ye çeviren Korgeneral İhsan Gürkan  / Kastaş Yayınları 3. Baskı 850 Sayfa

Achtung Panzer!: The Development of Tank Warfare Yazan: Heinz Guderian

Kitabı okumak ve satın almak için tık tık 

* Ayrıca Fransız ve BBC'nin çektiği Heinz Guderian belgesellerine göz atılabilir

Meraklısı için: Guderian'ın cephe savaşlarını, stratejilerini, plan ve tüm raporlarını detaylıca yazmaya devam edeceğim.